Bölüm 16 / 24
İki İhanet, Bir Şafak
Şafak, Meridyen Plaza'nın otuz dördüncü katına kül rengi giriyordu. Halit penceresinin önünde duruyordu; bastonu masaya yaslanmış, kendisi yaslanacak bir şey aramıyormuş gibi dimdik. Ama ben artık bu adamı okumayı öğrenmiştim. Yüzüne bakmadım, ellerine baktım. Elleri arkasında kenetliydi ve parmakları, birbirini kıracak gibi sıkıyordu. Odanın ortasında bir sandalye vardı. Sandalyede, gri takımlı adam oturuyordu. Beni asansöre götüren, Halit'in kulağına haberler fısıldayan, bu
