MyStoryBölüm 3 / 18

Bölüm 3 / 18

Adı Yeterince Yüksekti

Sıla'nın telefonundaki ismi görünce masaya vurdum. "Yeter artık." Sesim kafeyi doldurdu; yan masadaki kadın irkildi. Sıla'nın yüzü bembeyaz kesildi, fincan devrildi; kahve masa örtüsüne yayıldı.

"Zeyno, sakin ol. Yanlış anladın." Sıla ayağa kalktı, elleri titreyerek peçeteye uzandı. "Emre sadece..."

"Sadece ne?" diye araya girdim. Göğsümde bir baskı vardı. "Sadece seni öptü, sadece seninle yattı, sadece şimdi de aradı. Başka sadecelerin var mı?"

Sıla gözlerini kırptı, dudak kenarındaki hafif seğirme gözüme çarptı. "Bana yalvardı, Zeynep. Dün gece perişandı, seninle konuşamadığı için bana geldi. Ben sadece onu teselli ettim."

"Yatağında mı teselli ettin?" Kelimelerim soğuktu. Sıla'nın peçeteyi buruşturması sesini boğdu.

"Asıl sen ne yaptın, hiç düşündün mü?" Sıla'nın sesi sivrildi. "Emre'yi o kadar boğdun ki, nefes alamaz oldu. Hep planlar, hep kurallar, hep senin doğruların. O da bir insan, Zeynep."

Sandalyesini itti, ayağa kalktım. "Arkadaşlığımız burada bitti, Sıla." Midem bulanıyordu ama dik durdum. "Seni bir daha görmek istemiyorum."

Sıla bir şeyler söyledi; duymadım. Sırtımı dönüp kafeden çıktım. Dışarıda yağmur çiseliyordu; şemsiyemi açmadım. Islak kaldırımda adımlarım hızlandı, eve varana kadar durmadım.

Kapıyı açtığımda daire sessizdi. Emre yoktu; salondaki koltukta hâlâ ceketinin izi vardı. Yatak odasının kapısını kilitledim, sonra çalışma odasına yöneldim. Daha önce karıştırmadığım çekmeceleri açtım.

Dosyalar, sözleşmeler, eski ajandalar. En alt çekmecede, bir kutuda sararmış bir gazete kupürü buldum. Başlık: "Mimar Kemal Aksoy'un Trajik Sonu." Elim ağzıma gitti. Babamın ölüm haberi—tarihi, iflasından iki hafta sonrasına aitti.

Neden Emre'deydi? Neden saklamıştı?

Telefonumu çıkarıp kupürün fotoğrafını çektim ve Bora'yı aradım. Üçüncü çalmada açtı, sesi uykuluydu. "Zeynep? Hayırdır?"

"Bir şey buldum. Gönderiyorum." Fotoğrafı yolladım. Hattın diğer ucunda önce sessizlik oldu, sonra Bora'nın sesi değişti.

"Bu çok ciddi. Hemen geliyorum."

Yirmi dakika sonra kapıdaydı; yüzü gergindi. Kupüre tekrar baktı ve kısa, katı bir sesle söyledi: "Zeynep, bu kaza değil."

Uygulamada reklamsız oku