MyStoryBölüm 1 / 2

Bölüm 1 / 2

Gecenin Kraliçesi

Gecenin Kraliçesi

Bölüm
2
Puan
Yeni
Okunma
115

1.BÖLÜM

Herkesin bir umudu vardır. Bir savaşı, bir kaybedişi, bir acısı, bir yalnızlığı, bir hüznü. Çünkü herkesin bir gideni vardır, içinden uğurlayamadığı, demiş Turgut Uyar.

Kaç gece oldu bu soğuk yatakta yalnız başıma yatalı? Kaç ay oldu onu görmeyeli?

Çaresizlik nedir bilir misiniz?

Çaresizlik sevdiğin adamı gecelerce bu soğuk yatakta uykusuz gözlerle beklemektir.

Kızım babasını sorarken, onun özlemini çekerken bende özledim diyememem.

Bu köşkün duvarları benim gözyaşlarımın mabediydi. Çok aktılar gecelerce, sekiz yıl boyunca çok aktılar.

İlk gözyaşımı üstümde gelinliğimle bağışladım bu duvarlara.

Ben Karmen Demirkan, aşk uğruna gözü kapalı bir dipsiz kuyuya kendini düşünmedem atan kadın.

O kadar cahil ve küçüktüm ki anlayamamıştım böyle olacağanı.

Sekiz sene önce bizi bir odaya kapayıp yaşayın dediler, yaşayamadık.

O Koralp Demirkan, tüm kadınların hayalinde ki adamdı. Benimde hayallerimi süsleyendi yıllar evvel.

Ben 17 yaşında başını dersten kaldırmayan bir kız annemin zoruyla gittiğim davette onu gördüm.

22 yaşında yüzünde donuk bir bakış ile öylece uzaklara dalan Koralp'i. Kalbimin göğüs kafesimi teklemelemesini aşk sanacak kadar büyük değildim o zamanlar.

Zaman geçtikte bende büyüyordum ve durmadan Koralp'i görebileceğim yerlere gidiyordum.

Sonra onun hakkında daha fazla şey öğrenmeye başladım. O gözlerinde ki boşluğun, bir sevdanın boşluğu olduğunu öğrendim.

Meğer sevgilisini vermiş toprağa hayattan kopmuştu gözlerinde ki boşlukta bile can bulduğum adam.

Öyle bir adamın beni sevmesinin mümkünatı yoktu.

Bu sefer onu göremeyeceğim yerlere gitmeye başladım acı çekmemek adına.

19 yaşına girdiğimde büyüdüm sanmıştım ve onu unuturum sanmıştım. Sonra bir şey oldu.

Babam Demirkan'lar ile ortak oldu. Batıyormuşuz meğer, bunu evimize haciz gelince öğrendik.

Babam ve Civan Demirkan sessiz sedasız bir anlaşma yapıyor. Bize sormadan hayatlarımızı kurban ediyorlar.

Koralp ile ben evlenecektim. Sevdiğim adam ile evleneceğim için mutlumu olsam yoksa kalbi ölü bir kadında durmuş bir adamla evleneceğim için yas mı tutsam bilememiştim.

Onunla evlendiğimiz ilk gece beni bu odaya attıklarında o sabaha kadar gelmemişti. Bu yatakta üzerimde gelinliğin ile o gece sabaha kadar gözyaşı dökmüştüm.

O ilk bir sene kabus gibiydi. Kocam yüzüme dahi bakmıyor baktığı sırada göz göze gelince yüzünü çeviriyordu. Aynı yatakta yatıyoruz ama bana parmağının ucuyla bile dokunmuyordu.

Bir gece eve sarhoş geldiğinde ilk kez ona teslim oluşumdu. Tüm kadınlık gururumu ayaklar altına alıp, onun sarhoş olduğunu bildiğim halde kendimi ona teslim etmiştim.

Asıl fiyasko olan o sevişmenin sabahıydı. İlk uyandığında o yüzünde ki şaşkınlık ve pişmanlık beni bitirmişti. Sonrasında hiç bir şey olmamış gibi odadan çıkıp gitmişti bu konuda konuşulmamak üzere kapanmıştı.

Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk işim ona söylemek olmuştu ve onun yüzünde ki donukluk en büyük hayal kırıklığım olmuştu.

Yaşayan bir ölüye kalk artık diyordum ama beni duymuyordu.

Kızımız doğdu sonra Esila'm... Neyseki bana gösterdiği soğukluğu ona göstermemişti. Tek tesellim buydu.

İnanılmaz derecede iyi bir baba olmuştu ama bazen sanki bu hayattan boğuluyor ve kaçıp gidiyordu.

İşte o anlardan biride bu bir kaç ay. İki aydır eve uğramıyordu. Bazen arıyor ve kızıyla konuşuyordu, onunla en son 15 gün önce konuşmuştum Esila onun için ağladığında.

Şuan nerede bilmiyordum bile. Sekiz senelik kocam beni tanımıyordu bile, benim onun içinde ki gerçek adamı tanımadığım gibi. Biz aslında bir evde yaşamaya mahkum edilmiş iki insandık. İnfazımızı bekliyorduk ikimizde.

Gözlerimde ki yaşlar siyah saten çarşafa akarken odanın kapısı açıldı. Minik adım sesleriyle gülümsedim ve elimle gözyaşlarımı sildim.

"Anne," bana seslenen kızım ile yatakta doğrudum.

"Bebeğim korktun mu?"

Ona kollarımı açtığımda zar zor yatağa binmiş ve kollarımın arasına girmişti.

"Ben uyuyunca hemen gittin ama."

İsyankar kelimelerini sıralayan kızıma kıkırdadım ve saçlarıma öpücük kondurdum.

"Yatağın küçük ama prensesim ikimiz sığamazdık oraya."

Kızım yerini bulmuş gibi kafasını göğsüme koydu ve her zaman ki gibi saçlarımı buldu. Avuçlarının arasına sıkıştırdı saçlarımı.

"Uykum var."

kızıma gülümsedim ve onu bacaklarının altından tutup usulca yatağa yatırdım.

Bende yanına uzandım ve onu kollarımın arasına aldım. Kızım kollarımın arasına girdiğinde kokusunu derin derin içime çektim. Tek dayanağım kızımdı. Esila o kadar akıllı bir kız ki bazen acı çektiğimi anlıyordu.

Hemen yanıma geliyor beni öpüp acımı dindirmeye çalışıyordu.

Düşüncelerimi sonraya sakladım ve gözlerimi kapadım. Uyumaluydım yarın Esila kreşe gidecekti.

***

Kollarımın arasında ki kıpırtılarla gözlerimi açtım ve kollarımın arasına Esila'nın olmadığını farkettim. Yerimden doğrulduğumda yatağın diğer tarafında gördüğüm kişi ile Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı.

Koralp kollarında ki Esila ile uyuyordu. Esila yüzünü babasının yüzüne gömmüş küçük elleriyle sarılmıştı. Koralp ise kollarıyla Esila'yı sarmış kendine hapsetmişti.

İstemeden gözlerim doldu ve elimle kapadım ağzımı ses çıkarmamak için. En acısıda kocamı odamızda ve yatağımızda görünce şaşırmaktı. Hangi kadın kocasını yatakta görünce şaşırır ki? Ben şaşırıyordum işte.

Onları uyandırmamak için yataktan usulca kalktım ve pijamamın üzerine yatakta ki ince hırkamı geçirdim.

Onlara son bir kere daha baktım ve odada ki banyoya doğru ilerledim. Kendimi banyoya attığımda kapıyı kapattım ve cam kabine ilerleyip suyu açtım.

Su sesi kulaklarıma çalınırken daha fazla kendimi tutamayıp saldım gözyaşlarımı. Elimle ağzımı kapadım ve bulunduğum yere çöküp kafamı lavabonun mermere dayadım.

Birden gidiyor, birden geliyordu işte böyle. Sanki karısı değildim, hani olur ya metres hayatları öyle bir hayat yaşıyor gibiydim. Tek fark bana dokunmuyordu. Sekiz senelik bu evlilikte bana sadece üç kere dokunmuştu son üç yıldır ise hiç bir şekilde bir yaklaşımı olmamıştı.

İçim kan ağlıyordu, hiç mi görmüyordu gözyaşlarımı?

Kabullenmek gururumu kırsa da özledim.

Öyle özledim ki uzaklarda bensiz hayatı kabullenmiş vefasızı, haykırışımı duymayan, sevgimi belki de hissetmeyen bir kalpsizi deli gibi özledim.

Yüreğim üşüyor işte ondan uzaklardayken gözlerim dalıyor onsuz sabahlarken. Özlemek 7 harf 3 hece ama her gece işte.

***

Hızlıca banyo yaptım ve odaya gittim. Hala uyuyorlardı belli ki kızım hissetmişti babasını.

Daha fazla bornozla durmamak için dolabıma ilerledim ve hemen salaş ve beyaz örme kazağımı, siyah dar kotumu ve iç çamaşırlarımı elime alıp tekrar banyoya yöneldim.

Banyoya girince kapıyı kapadım ve hızlıca üzerime giyip saçlarımı kurutmadan yandan bolca ördüm.

Kirlileri sepete attım ve odadan banyodan çıktım.

Uyanmış Koralp ile karşı karşıya gelince istemeden bir adım geri gittim ve yutkundum.

Üzeri çıplak Koralp Esila'nın üzerini örtü ve daha sonra bana baktı.

"Günaydın."

Ha birde ara sıra aklı eserse günaydın ve iyi geceler diyordu, çok şükür o kadar da insan kocam.

"Günaydın. Gelmişsin?"

Titreyen sesimi kontrol etmeye çalışırken Koralp kafasını salladı. Dolaba doğru yöneldi ve askıda ki takımlardan birini aldı eline.

"İşim bitti geldim bende, Esila aklıma takıldı."

Koralp bana doğru yürüdü ve yanımdan geçip banyoya girdi her ne kadar ağlamak istesemde artık mola vermeliydim ağlamaya.

Esila kreşe bende atolyeye gitmeliydim. Evet bir atolyem vardı.

Resim yapmayı onlara anlamlar katmayı seviyordum bu yüzden Nesrin anne ve annem sağolsun benim doğum günümde hediye olarak ortak bir atolye almışlardı sağolsunlar.

Orada bir kaç kişiye ders verip kafa dağıtıyordum iyi geliyordu bana.

Esila'ya doğru yürüdüm ve yatağa oturup ona doğru eğildim. Küçük küçük öpücükler kondurdum kızımın yüzüne.

"Anne," diye mırıldanan kızıma kıkırdadım ve yanağından uzunca bir öpücük aldım.

"Prensesim benim."

Esila tam olarak gözlerini açtı ve büzülmüş dudaklarıyla küçük ellerini yanaklarıma koydu.

"Akşam babam gelmişti rüyamda."

Hayal kırıklığına şahit olduğum kızım içimi parçalarken sesimi sabit tutmaya çalıştım.

"Rüya değildi bebeğim baban gerçekten geldi."

Birden Esila'nın gözleri parladı ve minik dudakları kıvrıldı.

"Değil miydi?"

"Değildi, banyoda babam şimdi çıkar." ben Esila'ya kıkırdayınca Esila'da kıkırdadı.

"O mu götürecek beni okula?"

"Evet prenses ben götüreceğim."

Koralp banyodan çıkmış elinde ki havlu ile saçlarını kuruluyordu.

Ben onların arasına girmemek için yataktan kalktım ve kollarımı göğsümde bağladım.

"Baba..."

Esila yataktan fırladı ve Koralp'in kolları arasına girdi.

Koralp onu tek kolu ile kucağına aldığında elinde ki havluyu yatağa koydu.

"Nasıl benim prensesim?"

"Sen geldin ya ben çok iyiyim."

Babasının boynuma sıkıca sarılan kızıma içime acıyarak baktım.

Ne kadar sevgi gösterirse göstersin Koralp Esila'ya. Onu düşünmeden, sorumsuzca iş adı altında kaçtığında en sorumsuz insandı. Benim kızıma bunları yaşatmaya hakkı yoktu.

"Şimdi güzel bir kahvaltı yapacağız sonra seni okula bırakacağım ve öğlende seni okuldan alıp baba kız günü yapacağız."

Esila sevinçle ellerini çırptı ve ellerini babasının sakallarını gezdirdi.

"Gerçekten mi? Hadi yapalım hadi."

Sabırsızca Koralp'in kucağından inen Esila koştura koştura odadan çıktı.

Giyinmek için odasına gidiyordu sabırsız prenses.

"Esila koşma kendin giyinmeye de kalkma geliyorum şimdi."

Esila'nın arkasından bağırdım ve Koralp'e bakmadan makyaj masama ilerleyip telefonumu şarjdan çıkardım.

Telefonu arka cebime sıkıştırdım ve kapıya doğru ilerledim.

"Karmen, bugün evden ayrılma."

Neden böyle bir şey demişti ki şimdi? Ona doğru döndüm ve anlamayarak baktım. Koralp komidinin üstünde ki saati aldı ve bileğine taktı.

"Anlamadım?"

"Bugün Esila ile bir kaç saat geçirdikten sonra Nilay'ı çağırıcam parka çocuklara baksın diye daha sonra eve geleceğim bende."

"Çocuklar?"

İş git gide garip bir hal almaya başlamıştı. İlk defa Koralp ile böyle uzun uzun diyalog kuruyorduk.

"Abimler dönüyor Karmen, hepimiz evde olmalıyız."

Şaşkınlıkla Dudaklarım aralandı. Korel abiler dönüyor muydu yani?

Korel abi Koralp'in abisiydi. Biz evlenmeden önce evi terketmiş karısı ile evlenmek için.

Benim babam para için benden vazgeçmişti. Civan baba çok iyi bir adamdı, iyi bir babaydı ama tek kusuru oğullarının hayatına karışmasıydı.

O zamanlar Korel abi Ahu diye bir kızla evlenmek istediğini söyleyince Civan baba reddetmiş ve Korel abide evi terketmiş.

Şimdi Ahu ile evliler bir oğulları varmış Atlas adında. Tabi oda bir olay. Atlas evlatlıkmış. Ahu hamile kalamadığı için Civan baba iyice bağlarını koparmış oğlu ile ama görünen o ki Korel abi sorun etmemiş bir çocuğu evlat edinmişler. Aşk böyle bir şey işte.

Ahu ve Atlas'ı hiç görmedim ama Korel abiyi bir kaç kere gördüm hisse meseleleri için şirkete geldiğinde.

Onların bu yalıya gelecek olması olacak kıyametin habercisiydi. Anladığım kadarıyla çocuklar diye bahsettiği diğer kişi 10 yaşında ki Atlas'tı.

"Civan babanın haberi var mı?"

Bende kollarımı göğsümde bağladım.

O kapıya doğru gidince bende onunla ilerledim ve birlikte dışarıya çıktık.

"Hayır ama olunca tansiyon ilaçlarını hazır tut."

Koralp'in benimle bunu paylaşması ve benimle uzun uzun konuşması yeterince garipken birde bu vardı.

"Niye geliyorlar peki?" Esila'nın odasının önünde durduk. Ben ondan cevap beklerken o kolunda ki saate göz attı ve sonra yine bana baktı.

"Abim artık yurdunda yaşamak istediğini söyledi bana. Atlas'ı İtalya'da büyütmek istemiyorlarmış burada büyütmek istiyorlarmış."

Atlas İtalyan bir çocukmuş. Korel abi ve Ahu onu evlat edindiklerinde 4 yaşlarındaymış Atlas ve adı da Antonio'muş ama ismini Atlas olarak değiştirmişler ve bizim dilimizi öğretmişler ona.

Bu bile Civan babanın Atlas'ı kabullenmemesine sebepti.

"Tamam buralarda olurum," dedim kısaca ve kollarımı göğsümde bağladım.

"Tamam."

Koralp asansöre doğru ilerledi ve asansörün düğmesine bastı.

O asansöre binerken bende Esila'nın odasına girdim beklemeden.

"Prensesim?"

Elbiseleri ile savaşa giren Esila'ya güldüm istemeden.

"Ne yapıyorsun?"

Esila üfledi ve elinde ki kırmızı elbiseyi yere attı.

"Duymadın mı babamla gezmeye gideceğiz anne."

Onun bu haline güldüm ve yere eğilip attığı elbiseyi elime aldım.

"Duydum da odayı savaş alanına çevirmene gerek yoktu."

"Ama babam çok yakışıklı bende güzel olacağım. Hem bugün şarkı söyleme sırası Mert'le bende güzel olmalıyım."

Büyümüşte küçülmüş kızıma güldüm ve yanına çöküp dolabında göz gezdirdim.

"Demek Mert?"

Kızımın gözlerinde pırıltı beni benden alırken dayanamayıp yanağına bir öpücük kondurdum. Sanırım kızım ilk ve masum aşkını yaşıyordu.

***

Esila durmadan konuşurken bende kafa sallamakla yetiniyordum ona. Asansör yemek katında durduğunda birlikte indik ve masaya doğru ilerledik.

Civan baba her zaman ki gibi gazetesini okurken, Nesrin anne taze yaptığı börekleri koyuyordu masaya. Evimizin emektarı Sultan teyze ise çayları dolduruyordu.

Esila elini çekti elimden ve koşarak telefonu ile ilgilenen babasının yanına gitti. Derin bir nefes aldım ve bende her zamana ki yerime, Koralp'in sağ tarafına oturdum.

"Günaydın."

Civan baba ve Nesrin annemde günaydın diyince onlara gülümsemekle yetindim. Ve her zamana ki gibi Koralp kaldırıp kafasını bakmamıştı bile. Ne acı buna alışmak.

Gözlerim kucağında oturmuş babasının kendisini beslenmesine izin veren kızıma çevirdim. En azından kızıma iyi bir babaydı burada olduğu zamanlar, bu bile yeterdi ufak bir tebessümüme.

Sessizce edilen kahvaltıda yanımda ki Koralp'in gerginliğini hissedebiliyordum. Ne yalan söyleyeyim bende gergindim.

Civan baba katıydı Ahu ve Atlas hakkında. Onları birden karşısında görünce olacakları düşünemiyordum.

"Hadi bakalım prenses yediysen kalakalım."

Koralp Esila'yı kucağından indirdi ve Esila'nın üzerine düşürdüğü kırıntıları silkti elleriyle.

Esila bana doğru gelince yerimden kalktım ve onu kucağıma alıp kapıya doğru gittim montunu giydirmek için. Arkamızdan gelen adım seslerinden Koralp'in de geldiğini anladım.

Esila'yı yere indirdim ve askılıktan kırmızı montunu alıp giydirdim. Fermuarını çekmeden önce pembe atkısını boynuna doladım ve daha sonra Fermuarını çektim. Eldivenlerini de eline geçirdim ve en son şapkasını kafasına takıp kırmızı botlarını giydirdim.

Bu sırada Koralp montunu giymiş Esila'yı bekliyordu.

"Uslu dur tamam mı annecim okulda. Yine Ecem ile kavga yapmak yok bak bu sefer kızarım sana Esila."

"Ama anne o hep oynadığım bebeğimi alıp vermiyor, gidiyor Mert'le evcilik oynuyor."

Dudaklarını büze büze konuşan Esila'ya gülmemeye çalıştım ciddiyetimi anlasın diye.

"Anlıyorum annecim ama onunla konuşup anlaşabilirsiniz. Güzel ve kibar kızlar kavga yapmaz, bu korktuğun için değil asil olduğun için."

Esila isteksizce kafasını salladı ve babasına çevirdi gözlerini.

"Ne kavgası bakalım bu küçük maymun?" eğildi ve Esila'yı kucağına aldı.

O sırada burnuma buram buram gelen çikolata portakal kokusu yüreğimi sızlattı.

Onların ardından bende kalktım çöktüğüm yerden.

"Öyle işte."

Babasına Ecem'in saçını çektiğini anlatmak istemeyen Esila bana bakıyordu bir şey yap der gibi.

"Ne öyle işte? Esila anlatır mısın ne kavgası?" Koralp gayet ciddi bir ses tonu ile Esila'ya bakıyordu beklentiyle.

Aslında bana sorsa anlatabilirdim uygun bir dille ama yine her zaman ki gibi yedek kulübesinde bekliyordum bana sıra gelmesini.

"Eğer gitmeseydin bilirdin baba. Ecem'in babası geldi müdüre hanımın odasına sen gelmedin sadece annem geldi."

Küskün bir şekilde babasına isyan eden Esila beni bile şaşırtmıştı.

Koralp ve ben şaşkınlıkla Esila'ya bakıyorduk. Esila babasına aşık bir çocuktu ve ilk kez babasına böyle isyan ettiğini duyuyordum.

Neden bilmiyorum ama Ecem ile sürekli kavga etmesinin sebebi babasına olan öfkesi olduğunu düşünmekten kendimi alamıyordum.

"Esila," diyip sustu bir anda Koralp. Ben ise dolmuş gözlerini kızıma dikmiştim.

Kim bilir ne fırtınalar kopuyordu içinde yavrumun da dile getiremiyordu.

"Özür dilerim."

Kafasını eğip sessizce özür dileyen Esila'ya içim parçalanmıştı.

Bu herkesin ağlamaya ramak kalmış anını Esila'ya uzanarak böldüm.

"Gel bakalım annecim."

Koralp kısa bir an bana baktı ve Esila'yı kollarıma bıraktı.

"Benim kızım çok akıllı bu yüzden babasını ve beni üzmemek için birdaha kavga yapmayacak değil mi?" Esila usulca kafa salladı ve kafasını yanağıma yaslayıp babasına baktı. Kızmasından çekiniyordu galiba.

"Birdaha kavga etmeyeceğim."

"Aferin benim bal arıma. Hadi seni arabaya kadar ben götüreyim."

Esila ses etmeyince ayağımda ki pandufları çıkarıp attım ve kenarda duran babetleri hemen geçirdim ayağıma.

Koralp kapıda dikilirken düşünceli bir ifade ile ona bakmadan yanından geçip gittim.

Koralp'in arabasının önünde durunca Koralp kapıları açtı ve bende arka kapıyı açıp Esila'yı oturttum.

"Beslenme çantanda Sultan teyzenin hazırladığı tost ve meyve suyu var annecim eğer acıkırsan öğretmenine söyle çantanda bulabilir. Zaten iki saat sonra size ek bir öğün verilecek okulda. Tuvaletin gelirse Birce ablana söyle tamam mı?"

"Anne çocuk muyum ben?"

Sıkılmış bir ifade ile bana Bakan Esila'ya ciddi bir ifade ile kafa salladım.

"Evet, 6 yaşında büyümüşte küçülmüş biri çocuksun."

Esila kaşlarını çatınca gülümsedim ve eğilip çenesini öptüm.

"İyi eğlenceler bebeğim."

Esila'ya son bir kez baktım ve geri çekilip arka kapıyı kapadım.

Koralp ile göz göze geldim. Bir kaç saniye düşünceli bir ifade ile bana bakan Koralp'e ne diyeceğimi şaşırdım.

"İyi işler," dedim ve hızlıca yanından geçip gittim.

***

Ben gerginlik ile evde kopacak kıyametin gelmesini beklerken telefonuma mesaj geldi.

Baklava açan Nesrin anne ve Sultan teyzeye kısa bir bakış attım ve gözlerimi telefona çevirdim.

Ekranda gördüğüm Koralp yazısı ile durakladım anlamaya çalıştım.

Gönderen: Koralp

*Abimler yanımda eve geliyoruz.

Ben stres ile ayağımı sallamaya başladım ve boğazımı temizledim.

"Anne?" Nesrin anne açtığı baklavadan kafasını kaldırdı ve bana baktı.

"Söyle kızım?"

"Babam nerede?"

"Çalışma odasındaydı iner şimdi."

"Anladım. Peki Babamın tansiyon ilaçları nerede?"

Nesrin anne bana anlamayarak bakınca gülümseye çalıştım.

"Saati geliyorda çıkarayım ona içsin unutmadan."

Nesrin anne bana kafa salladı ve gözleriyle mutfağa işaret etti.

"Mutfak masasında."

Ben hızlıca yerimden kalktım ve mutfağa doğru gittim. Masadan ilacını aldım ve bir bardak su doldurup mutfaktan çıktım. Asansörün düğmesine bastım ve kapı açılınca asansöre bindim.

Üçüncü katın düğmesine bastım ve gerginlikle dudaklarımı dişledim.

Üçüncü katta durunca asansör dışarı çıktım ve çalışma odasının kapısında derim bir nefes alıp kapıyı tıklattım.

Gel sesini duyunca kapıyı açtım ve içeriye girdim.

"Babacım," dedim nabzını ölçmeye çalışarak.

"Kızım gel gel."

Babamın keyfi yerindeydi.

Neyse en azından ufakta olsa bir şansımız vardı. Vardı değil mi?

"Sana ilacını getirdim."

Civan baba saate baktı ve ardından bana döndü.

"Daha yarım saat var o ilaca."

"Biliyorum ama bugün erken iç."

Civan baba bana şüphe ile bakınca gülümsemeye çalıştım.

"Sen iyi misin kızım? O benim sorumsuz oğlum bir şey yapmadı yine değil mi?"

"Ay yok babacım yani boşver sen onu al ilacını iç sen beni dinle."

İlaç tabletini ona uzatınca bana şüphe ile baktı ve daha sonra gözünde ki gözlüğü çıkardı.

"Hadi hayırlısı bakalım."

***

"Kızım ne oldu söylesene?" Civan baba sabrı kalmamış bir şekilde elinde ki tespihi çekerek konuştu.

Yerimde gergince kıpırdandım ve cesaretimi topladım.

"Baba, Korel abimler dönmeye karar vermişler."

Nesrin anne kırdığı cevizi ve ceviz kırıcıyı elinden gümüş tepsiye düşürdü ve şaşkınlıkla bana baktı. Yanımızda dikilen Sultan teyze şaşkınlık nidası yükseldi.

Civan baba ise baba yadigarı tespihini çekerken durakladı. Ben korkulu bir nefes çektim içime. Allah'ım sen yardım et.

"Ne dediğinin farkında mısın sen?" Civan babanın otoriter sesi tüylerimi Ürpertirken yutkundum.

"Baba, şey yani artık burada yaşamak istiyorlarmış. Yani Ülke'de tabi köşkte değil."

Ben panik ile kendimi anlatmaya çalışırken araba sesi duyuldu.

Gelmişlerdi!

Ben usulca kalktım yerimden ve kapıya ilerledim. Kıyamet kopacak!

Salondan çıktığım an koşarak kapıya ilerledim. Kapıyı açtığımda beni Koralp, Korel abi ve bir kadın karşıladı. Ahu buydu demek ki.

Korel abinin aşık olduğu kadar varmış gerçekten.

"Şuanda patlamaya hazır bir bomba gibi bence canınızı kaçıp kurtarın ben öyle yapacağım."

Fısıltı ile konuştum ve elimle kendime yelpaze yaptım.

"Merak etme çok kalmayacağız burada yeni evimize geçeceğiz Karmen."

Korel abi içeriye girdi ve onunla sarıldık. Ahu ile karşı karşıya kaldığımızda Ahu'da sarıldı.

Şimdiden sevmiştim bu kadını. Sıcak biriydi, gergin olmasına rağmen samimiyet ile sarılmıştı bana.

"Ahu ben."

"Karmen bende."

Biz birbirimizden ayrılınca Koralp ile göz göze geldim. Bana bakıyordu. Bugün alışık olmadığım kadar çok bakıyordu bana. İnşallah hayra alamet olur.

Korel abi salona doğru yürümeye başlayınca Ahu ablaya elimle salonu gösterdim.

Ahu abla kısa bir nefes çekti içine ve yavaş adımlarla salona ilerledi.

Ben salona doğru giderken Koralp'te arkamdan geliyordu. Salona girdiğimizde Korel abi ve Civan babayı karşı karşıya bulduk.

"Terbiyesiz! Hala nasıl karşıma çıkabiliyorsun sen? Hemde bu kadınla!" Civan baba otoriter sesi ile bağırırken elinde ki baston ile Ahu'yu gösterdi.

"Baba! Karımla nasıl konuştuğuna dikkat et! Buraya saygımdan geldim, geldiğimi bil diye! O şirkette hala benimde hisselerim var, dedem o şirketi bize bıraktığında hem okula gidip hemde o şirket için çabaladım. O yüzden şirketten vazgeçmeyeceğim. Şirketi arayıp odamı hazır etmelerini söyledim. Şirket dışında bizi görmeyeceksin merak etme."

"Sen o şirketin kapısından bile giremezsin duydun mu beni!? Benim senin gibi bir oğlum yok! Sen bu kadın için bu evden gittiğin gün bizide sildin Korel!"

Ahu abla dolu gözleri ile bir köşede beklerken Korel abinin sıkıldı yumruklarını görüyordum. Civan baba bana karşı sevgi dolu iken Ahu'ya niye bu kadar katıydı bilmiyordum. Ama artık Ahu'ya hakaret etmesini bünyem kaldırmıyordu.

Her ne kadar babamla konuşmak istesemde şuan sırası değildi. Ortam yeterince gergindi.

"Baba, karımı seviyordum ve evlendim. Önümde durdun yine de ondan vazgeçmedim, bunun için beni yargılayamazsın. Ben karım ve çocuğum ile mutluyum artık şu duvarlarını kır, kaç yıl oldu kan davasına çevirdin meseleyi."

"Senin olmayan bir çocuk ve hamile kalamayan bir kadınla mutlu musun gerçekten Korel?" acımasızlıkla konuşan Civan babaya istemsizce Dudaklarım araladı şaşkınlıkla.

Bu kadarını beklemiyordum. Gözlerim Ahu'ya kaydı. Arkasını dönüp salondan hızla çıktığını gördüm Ahu'nun. İçim acıdı istemsizce.

Nesrin annenin koluna girmiş Sultan teyze onu ayakta tutmaya çalışıyordu.

Kahroluyordu kadın ama Civan baba söyleyeceği şeyi düşünmeden söylemeye devam ediyordu.

Koralp ise kollarını göğsünde bağlamış ciddiyet ile babasına bakıyordu.

Koralp'in bu ciddi hali hayra alamet değil. Ne zaman bu ifadeye bürünse ardından çok büyük bir şey oluyordu.

"Küçükken yaralandığımda dizlerimden öperdin baba, şimdi bende en çok yaraları açan kişi sensin." Korel abinin acı karması sesi ile yutkundum ve dolan gözlerimi cama çevirdim.

"Sen ne dersen de, karımı da seviyorum çocuğumuda. Bir çocuğu sevmek için kan bağının olmasına gerek yok baba. Sevgi ile baksın ve sana bir dağa sarılır gibi güvenle sarılsın yeter bazen. Düştüğünde yaralarından öpüyorum baba onu, senin bana yaptığın gibi. Ama ben asla onu terketmeyecem. Ne karar alırsa alsın, ne yaparsa yapsın, kimi severse sevsin onun arkasında olacağım. "

Korel abi ne güzel bir adamdı böyle. Ona o kadar saygı duyuyordum ki, her şeye rağmen karısının ve çocuğunun arkasındaydı.

Civan babanın böyle acımasızca davranmaya hakkı yoktu onlara.

"Çok fazla konuştuk. Şirkete geleceğim baba, çünkü o şirkette benim de emeğim var."

Civan baba bir kaç saniye Korel abinin gözlerine baktı ve elinde ki bastonu yere vurdu.

"Gelmeyeceksin. Çünkü sen hisselerini bana devredeceksin duyun mu Korel? Kardeşin ile ikinize hisseleri zamanında verirken en büyük hisse bendeydi, hala bende. Sakın karşıma çıkma!"

Civan babaya hayret ile baktım. Dağ olsa Korel abinin karşısında çatlardı ama o hala aynı sertlikle devam ediyordu. Hiç mi özlememişti oğlunu bu nasıl bir babaydı.

"Baba, abim hisselerini Vermeyecek çünkü ben hisselerini ona devrediyorum. Artık şirkette seninle aynı hisselere sahip. Yani iki büyük ortak size kolay gelsin."

Koralp'in dediği şey ile Dudaklarım aralandı şaşkınlıkla. Gerçekten bunu yapıyor muydu?

Korel abi kardeşine çevirdi gözlerini. Koralp gözlerini kapatıp açtı kabul et der gibi ve daha sonra babasına baktı. Korel abide babasına baktığında Civan baba artık sinirden kıpkırmızı olmuştu.

"İki kardeş beni bitirmeye çalışıyorsunuz öyle mi? Koralp sakın beni zorlama senide abin gibi kapının önüne koyarım duydun mu beni!?"

Civan babanın elinde ki bastonu fırlatırcasına attı yan tarafa. Öfkeden gözü dönmüş gibiydi.

Artık Civan babaya tahammül edemiyordum. Bir baba nasıl bu kadar kara yürekli olur nasıl oğullarına bı kelimeleri sarfeder?

"Sen zahmet etme baba biz gideriz." Koralp gururuna yedirememiş olacak ki kollarını çözdü ve bana baktı.

"Eşyaları hazırla Karmen gidiyoruz."

Civan baba bunu beklemiyor olacak ki durakladı.

Nesrin anne ağlamaktan helak olmuş sadece kocası ve oğullarının kavgasını izliyordu.

"Civan yapma. Yapmayın oğlum kavga etmeye değmez her şey düzelir."

"Sen karışma Nesrin! Gitmek isteyene kapı orada ama giden birdaha geri dönemez bu eve!"

Artık sinirlerim zıplamış tahammül edemiyordum. Civan babanın bu dediklerinden sonra Koralp kalsa ben kalmazdım bu evde.

Ben hızla merdivenleri çıktım eşyaları toplamak için. Ardımdan gelen ayak sesleri ile Koralp'in de geldiğini anladım.

Önce Esila'nın odasına girdim ve yatağın altından Esila'nın pembe küçük bavulunu ve mavi büyük bavulunu çıkardım.

Kapıya doğru dönünce Koralp'in dikildiği gördüm. Düşünceli bir halde odada göz gezdiriyordu.

Derin bir nefes aldım ve kapının yanında ki oyuncak sandığına gidip Esila'nın en sevdiği oyuncakları küçük bavula doldurdum.

Büyük bavulada eşyalarını katlayıp koyarken arkamda ki sese kulak astım.

"Annenler ararsa evden ayrıldığımızı söyleme."

Elimde ki son eteğide katlayıp koyduğumda arkamı döndüm.

Koralp kapıya yaslanmış kollarını göğsünde bağlamıştı.

"Nereye gideceğiz?"

"Şimdilik bir otele geçeriz yarında uygun bir ev bakarız şuradan bir çıkalım."

Daha fazla soru sormadım ve önüme dönüp bavulun fermuarını kapadım.

Esila'nın eşyaları hazırdı. Arkamı döndüm ve Koralp'in yanından geçip kapıdan çıktım.

Odaya girdiğimde gardıropun büyük kapağını açtım ve parmak uçlarıma yükselip bavulları almaya çalıştım.

O sırada belimde hissettiğim el ile ayaklarım titredi ve sedeledim.

Koralp'in belimden tutmuştu. Onunla göz göze geldiğimde yutkundum istemsizce.

"Sen çık ben alırım."

Koralp belimi bıraktı ve anın şaşkınlığından aralanan dudaklarımı kapadım.

Kenara çekildiğimde Koralp büyük Siyah bavulu ve büyük Mor bavulu indirdi aşağıya.

Dolaba doğru ilerleyip Koralp'in kıyafetlerini katlı bir şekilde alıp yerleştirdim bavula. Bu sırada Koralp yatağın yanında koltukta oturmuştu...

Hızla işlerimi bitirdim ve Koralp'e döndüm.

"Hazır bavullar."

Koralp'in düşünceli bir halde bana baktığını gördüm. Benim konuşmak ile gözleri bana dönmüştü.

"Çıkalım artık."

Ben kafamı salladım ve o da yerinden kalktı.

Kapıda ki adamlardan birini çağırdı ve Esila'nın bavulları aşağı indirmesini söyledi. Ben kendi bavulumu elime alınca elimin üzerinde bir el hissettim.

"Bırak bana."

Ben gözlerimi kaçırdım ve bavulunu çekme yerini bıraktım.

Koralp hem kendi bavulunu hemde benim bavulumu asansöre doğru sürüklemeye başladı.

Bende son bir kez odaya baktım ve sıkıntı ile iç çekip yatağın üzerinde ki bel çantamı boynuma astım.

Bende aşağı indiğimde Civan Baba ortalıklarda görünmüyordu Nesrin anne ise Gözyaşları ile Koralp'i öpüyordu.

Benimle de vedalaştığında dışarıya çıktık. Ahu ve Korel abi hala oradaydı.

Bizi bekliyorlardı sanırım. Yanlarına gittiğimizde adamlardan biri bavulları Koralp'in arabasına yerleştirdi.

"Kardeşim kusura bakma benim yüzünden ne hallere düştün."

Korel abi sıkıntı ile elini saçlarında gezdirdi.

"Abi senin yüzünden falan değildi. Babam hayatımıza istediği gibi yön veremez artık bunu öğrenmeli. Onun hırsları yüzünden etrafında ki insanlar mutsuz."

Bende mutsuzdum o da. Belkide bizi düşünerek söylemişti bunu. O kadar acı ki yüreğim ağrıyordu.

"Neyse evde konuşuruz bunları. Buraya gelmeden bir ev aldım oraya geçeceğiz Atlas'ı alıp."

Korel abi Ahu ablaya bakarak konuştu.

"Evet sizde gelin. Hem biz uzun yıllardır buralarda değildik yalnız hissederiz şimdi sizde gelirseniz güzel olur."

Ahu abla da düşüncesini dile getirince Koralp bana baktı ve ben olumlu anlamda kafa salladım.

Otelde sürüneceğimize ev ortamında olmamız daha iyiydi. Zaten bir gece kalacaktık.

"Tamam o zaman biz sizi takip ederiz."

Koralp arabasına ilerledi ve bindi. Bende bindiğimde yola çıktık hep beraber.

İkimizden de ses çıkmıyordu. Sekiz yıldır birbirimize neden uzaktık bilmiyorum. Evet kalbinde hala ölü bir kadının sevdasını taşıyor ama yinede hayat devam ediyordu ve ben onun karısıydım. Hiç mi değer vermedi bana bu zamana kadar bilmiyordum.

Net olan bir şey var ki eğer Civan babaya karşı geldiyse bir kez, devamı da gelecekti. İkincisinde ise benden boşanmak için olacaktı bu karşılık.

Acı bir tebessüm belirdi dudaklarımda. Gitsem ben yanacağım, kalsam o.

En iyisi gitmek, o yanmasın ben yanarım.

*** Araba durduğunda Nilay önce Esila'yı arka koltuğa bindirdi ve daha sonra Atlas olduğunu tahmin ettiğim çocuğu Korel abilerin arabasına bindirdi.

Arabadan gördüğüm kadarıyla çocuk sarışın ve mavi gözlüydü. Tatlı ve şirin olduğu kadar yaşına göre yakışıklıydı.

Arkamı döndüm ve Esila'ya baktım.

"Annem, eğlendiniz mi abiyle?"

Esila omuz silkti ve kaşlarını çattı.

"Hayır eğlenmedim. Hep kitap okudu çok sıkıcı, üstelik resimli bile değildi."

Dudak büken kızıma güldüm ve elimi saçlarına götürüp önüne düşen tutamları kulağının arkasına sıkıştırdım.

"Demek ki kitap okumayı seviyor bu güzel bir şey sıkıcı değil."

Kızım bana burun kıvırırken ona göz kırptım ve önüme döndüm.

Koralp'te aynadan Esila'ya bakıyordu.

"Nereye gidiyoruz?"

Koralp ile ben aynadan Esila'ya baktık ve daha sonra birbirimize çevirdik gözlerimizi.

"Babanın abisi geldi hayatım bugünü onlarla geçireceğiz. Hem o abide orada."

"O ordaysa canım sıkılır. O hiç resimli kitap okumuyor ki."

Esila kollarını göğsünde bağlayınca gülümsedim.

"Çünkü resimli kitaplar onun yaşına göre biraz daha küçük kalıyor bal arım. O okuma yazma biliyor kitapta ne olduğunu anlamak için resimlere bakmasına gerek yok."

"Ben ne zaman okuyacağım o şeyleri?"

"Biraz daha zamanın var canımın içi sabır gerekli."

Esila ofladı ve kafasını cama çevirdi.

***

Ahu ve Korel abi evi gezmelerinin ardından bize bir misafir odası vermişlerdi.

Ben şimdi bavuldan Esila için kıyafet çıkarırken Koralp şaşırtıcı bir şekilde Esila'yı yıkıyordu banyoda.

Koralp ilk defa Esila'ya banyo yaptırıyordu ve banyodan gelen seslerden anladığım kadarıyla başarılı olamıyordu.

Ben kendi kendime güldüm ve kıyafetleri yatağın üzerine koyup Esila'nın bornozunu elime aldım.

Banyoya doğru gittim ve içeriye girdim. Gördüğüm şey ile durdum yerimde.

Mutlu olmam için bu yeterliydi işte. Onları böyle izlemek bile beni mutlu ediyordu. Çok bir şeye ihtiyacım yoktu, acınası ama öyle.

"Anne!" Esila çığlık atınca daldığım düşüncelerden uzaklaştım ve onlara bakıyordum.

Esila gülerek bakıyordu, Koralp ise her zaman ki gibi. Boş bakıyordu.

Dudaklarımı birbirine bastırdım ve onlara doğru gittim.

"Hadi bakalım küçük kurbağa çıkma vakti."

Bornozu Esila'ya sardım ve onu dışarıya çıkardım küvetten.

Esila'ya dönmek için adım atmıştım ki ayağım kaydı ve birden kendimi boşlukta buldum.

Bir çift kol beni belimden yakaladı ve onunla birlikte düştüm soğuk zemine.

Koralp ile soğuk zeminin üstünde göz göze geldik. Sanki kal gelmişti bana ve kıpırdamıyordum. Belki de kollarının arasında olmak için hareket etmiyordum.

Koralp, neden böylesin? Neden gözlerinde ki ifadeden hiç bir şey anlayamıyordum?

Buz gibi soğuksun ama içinde bir yerlerde yanan bir ateş var, görüyorum bunu...

Uygulamada reklamsız oku