Bölüm 2 / 2
2.BÖLÜM
Uzun uzun sohbetler, gülüşmeler ve mutlu bir kaç saat.
Bu akşam Ahu ve Korel abinin hikayesini dinleyip yorumlar yapan, gülen adam yıllardır görmediğim bir adamdı.
Bana o kadar yabancı gelmişti istemeden ağlamak istedim oracıkta. En azından kızının annesi olduğum için bile mi değer vermiyor.
Ben göğsümde yatan Esila'nın saçlarını okşadım ve titreyen dudaklarımla bir öpücük kondurdum.
Su sesi kesildiğinde duşunun bittiğini anladım. Elimin tersi ile sulanan gözlerimi sildim ve gözlerimi kapadım. Kapı açıldı ve adım sesleri duydum.
Bir kaç dakika sonra giyinmiş olacak ki yatağın diğer tarafı çöktü. Ortamızda duran Esila'yı daha sıkı sardım.
"Konuşmamız gereken konular var." Duyduğum kelimelerle ile yutkundum.
Ağlamamak için büyük sarfederek gözlerimi araladım.
Elini kafasının altına almış, sırt üstü yatıyordu ama kafasını bana çevirmişti.
"Beceremiyoruz Karmen, ne kadar denersek deneyelim bu evliliği yürütemiyoruz."
Yorganın altına olan elimi yumruk yaptım ve tırnaklarım etime geçti. Avuç içlerimde ki sızı kalbimin ağrısının yanında bir hiçti.
Bir insanın canı yara almadan nasıl bu kadar yanabilirdi?
Gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Tek bir kelime söyleyecek dahi gücüm yoktu.
"Sen denedin mi Koralp? En azından kızımız için bu evliliği kurtarmayı denedin mi?"
Koralp ses etmeden sadece gözlerime bakıyordu. Odayı bir abajurun ışığı birde ayın ışığı aydınlatıyordu. Yüzünden seçebildiğim kadarıyla hala aklında bir şeyler dönüyor onları düşünüyordu.
Verdiği karardan emin değil gibiydi.
"Beni sevdiğini biliyorum, bunu görebiliyorum Karmen. Sana umut verseydim daha büyük yaralar alacaktın."
Esila'nın saçlarına öpücük kondurdum ve onu yavaşça yatağa yatırıp usulca yanından kalktım. Gözyaşlarım kendiliğinden akıyordu ve o görsün istemiyordum.
Yataktan kalkınca odanın balkon kapısına gittim ve kapıyı açıp balkona çıktım.
Elimin tersi ile gözyaşlarımı sildim. Yanımda hissettiğim koku ile gözlerimi balkon demirlerine çevirdim.
Lanet olsun ki kokusunu bile ezbere biliyorum bir kere bile sarılmadığım bu adamın.
"Bir şey demeyecek misin?"
Elinde ki sigaranın dumanını dışarıya üfledi ve ise iç çektim.
Sekiz senedir evliyiz üç kere bir birlikteliğimiz oldu. İlkinde o sarhoştu, ikincisinde sevgilisinin ölüm yıldönümüydü ve beni kullandı, üçüncüsünde ise ikimizde sarhoştuk.
Bunlara rağmen ondan vazgeçemiyordum. Çünkü biliyordum, onun hayatından çıkarsam gidecek kimsem yoktu.
Ailem ile yabancı gibiyiz artık, sanki tüm ailem o olmuş gibi. Beni umursamasada varlığı yetiyordu.
Aklımı kurcalayan şeylerde vardı. Beni aldatmış mıydı mesela?
O bir erkekti ve üstelik tanınan bir iş adamıydı. Etrafında onlarca kadın vardı.
Düşünmesi bile acı ama beni aldatmış olma ihtimali beni deli ediyordu. Belki de hayatında biri vardı ve o yüzden boşanmak istiyordu.
Çünkü hiç bir adam ölü bir kadına aşık diye kızının annesine sekiz yıl boyunca duygusuzlukla bakmaz.
Bu sekiz yıl boyunca ufakta olsa kalbine girmeliydim. Belkide benden önce başka bir kadın girmişti kalbine.
Koralp'e kafamı çevirdiğimde onunda bana baktığını gördüm.
"Hayatında biri mi var Koralp?"
Nasıl, hangi cesaretle bunu sordum bilmiyordum ama delicesine ağlama istediğimi bastıramıyordum.
Koralp, dudaklarını araladı şaşkınlıkla. Bunu beklemiyordu sanki. Bende beklemiyordum.
"Bu nereden çıktı?"
"Sekiz yıldır evliyiz, bir kızımız var ve bu evlilik için hiç bir çaba harcamıyorsun. Sekiz yıldır bana ilk gün ki gibi boş bir ifade ile bakıyorsun."
Titrek bir nefes çektim içime ve gözlerimi boğaz manzarasına çevirdim.
"Ya biri var Nehir'den kalan kalbinin diğer yarısına yerleşen, ya da benden gerçekten nefret ediyorsun?"
Nehir, hep kalbinde olacaktı onun. Bunu biliyordum zaten ama hayatına mutlaka biri girecekti. Bu kişi ya ben olacaktım yada başka bir kadın.
Gözlerimi tekrar ona çevirdiğimde Koralp elinde ki sigarayı masanın üzerinde ki Kül tabağına bastırdı.
"Senden nefret etmiyorum Karmen. Hayatımda biri de yok. Evliliğimiz normal olmasa da bunu sana yaşatmam."
Neden bilmiyorum ama onun sözlerine güveniyordum.
En azından hayatında biri olmadığını öğrenmek, beni aldatmadığını bilmek içimi rahatlatmıştı.
"Boşanalım diyorsun yani?"
Belki de boşanmalıyız. Bu durumumuzdan Esila'da etkileniyordu. Kızım için Koralp'ten bile vazgeçerim.
Hem böylesi daha iyi olurdu. Hem onun hemde benim hayatım biraz olsun normale dönerdi.
"Başka seçeneğimiz var mı?"
İlk defa onunla normal insanlar gibi konuşmam trajikomikti benim için. Onunla konuşmalarımız genelde 'Günaydın, esila nasıl, iyi geceler, tamamdan' ibaretti.
Şimdi normal cümleler kurmamız ve bunun boşanmamız için kurulan cümleler olandı trajikomikti.
"Haklısın, yok. Hayatımız biraz olsun normalleşebilir böylelikle."
Onunla göz göze geldiğimizde gözlerimi kaçırdım.
"Yarın bulacağımız evde Esila ve sen yaşayabilirsin. Boşanma sürecinde o evi üzerine yapacağım ve ayrıca Esila ve senin için her ay para yatıracağım bankaya."
"Esila için para yatırabilirsin ama kendim için bir şey istemiyorum. Evi üzerime falanda yapma. Kızına karşı sorumluluklarını bil yeter."
Yanımda Koralp'in iç çektiğini işittim. Kalbim acıyordu. Sanki etimden et koparılıyor, üzerine tuz basılıyordu.
Yanaklarımda hissettiğim ıslaklık ile ağladığımı anladım. Kafamı eğdim gözyaşlarımı görmesin diye. Bu saatten sonra Esila dışında hiç bir bağımız kalmamıştı. Bu çok can yakıcı.
"Üzgünüm," dedi Koralp.
Burukça gülümsedim ve gözyaşlarımı elimin tersi ile silip kafamı kaldırdım. Ona baktığımda ilk defa bana merhamet ile baktığını gördüm.
"Bende üzgünüm. Seninle evlendiğim ve kendimi bu duruma düşürdüğüm için."
Daha fazla burada duracağımın bir anlamı olmadığını düşündüm ve arkamı dönüp odaya girdim.
Kızımın yanına tekrar yattığımda kızım hissettmiş gibi göğsüme sokuldu.
Onu kollarımın arasına alıp gözlerimi kapadım ve yatağım diğer tarafı çöktü.
Belki de bu gece onun kokusunu uzaktan da olsa duyduğum son geceydi.
Anlatamıyorum...
Kelimelerim yetmiyor bu yüreğimde ki acıyı anlatmaya.
Onunla çok mutlu olabilirdik diye düşünüyorum bazen, bu çok acı veriyor düşlerime. Düş kurmaktan soğutuyor beni.
***
Sabah Esila ile uyandığımızda uyuyan Koralp'i yatakta bırakarak aşağı indik.
Salonda kimseyi bulamayınca mutfağa doğru ilerledik. Esila kucağımda yüzünü boynuma gömmüş hala uyanmaya çalışıyordu.
Mutfağa girdiğimizde Ahu'yu ve Atlas'ı bulduk. Ahu kahvaltı hazırlıyor Atlas Esila'nın dediği gibi yine kitap okuyordu. Çocuk gerçekten durmadan kitap okuyordu. Sessiz bir çocuktu da ve dün gözlemlediğim kadarı ile Korel abi ve Ahu ile bağlantılı olan her şeye saygı ile yaklaşıyor kendine soru sorulmadığı sürece konuşmuyordu.
Ahu'ya ne zaman baksa gülümsüyordu. Ona anne derken öyle bir tını ile söylüyordu ki sanki dünyada ki en güzel kelimeyi söylüyordu.
Esila'yı Atlas'ın karşısında ki sandalyeye oturttum ve elimi Atlas'ın saçlarına götürüp sevdim.
"Günaydın yakışıklı."
Atlas utangaçlıkla bana baktı ve gülümsedi.
"Günaydın."
"Günaydın."
Ahu'nun yanına gidince bana gülümsedi ve o da günaydın dedi.
"Rahat uyudunuz mu?" Ahu'nun inceliğine güldüm ve elinde ki salatalığı alıp ben kesmeye başladım.
"Asıl siz rahat yattınız mı? Sonuçta ilk gecenizdi burada."
Ahu gülümsedi ve gözleri ile kitap okuyan Atlas'ı işaret etti.
"Ona sormak lazım. Biz Ülkemizde olmanın mutluluğu ile rahatça yattık ama o ise Ülkesinden ayrıldı ve Yabancı buraya. "
"Alışacaktır. Sizi gerçekten çok seviyor ve bu yüzden kısa zamanda uyum sağlayacak."
"İnşallah.."
Ben salata ve domatese tuz atmak için tuzluğu uzandım ve o sırada mutfağa Koralp ve Korel abi girdi.
"Prensesim.." Koralp Esila'yı kucağına aldı ve yanağından öpüp Esila'nın yerine oturdu. Esila onun kucağında yerini bulmuş gibi mayışırken gözlerimi kaçırdım.
"Atlas, sencede kitap okumayı abartmıyor musun oğlum? Biraz kafanı dinlendir."
Korel abi Atlas'ın saçlarını okşarken Atlas gülümsedi Korel abiye.
"İyiyim ben böyle baba..." Atlas kitabına geri dönünce Korel abi Esila'ya çevirdi bu kez gözlerini.
"Cimcime, amma nazlı çıktın sen babanın kucağını buldun mı hemen uyku moduna geçiyorsun."
Esila kıkırdadı ve biraz doğruldu babasının kucağında.
"Babamın göğüsü çok rahat amca." Esila'nın dediğine Korel abi, Ahu ve Koralp güldü ben ise iç çektim.
Bende yatmak isterdim onun göğsünde ama ancak rüyamda gibime geliyor.
***
Herkes kahvaltısını edince Ahu ablalar Atlas'a İstanbul turu attıracağını söyleyerek çıkmıştı.
Koralp ise Esila'yı kreşe bıraktıktan sonra bizim ev bakmaya gideceğimizi söyleyince hazırlamak için odaya çıktım.
Hızlıca hazırlandım ve en son telefonumu cebime atıp odadan çıktım. Hazır olduğumu gören Koralp kucağında Esila ile yerinden kalktı ve hep birlikte çıktık evden.
Sessiz geçen bir yolculuğun ardından Esila'yı okula bıraktık ve bizde emlakçıya gitmek için yola çıktık.
Sessiz geçen yolculuğumuz Esila'yı bırakmamız ile bitmişti.
"Evi bulduktan ve sizi yerleştirdikten sonra açalım mı davayı?"
Sanki söz hakkım varmış gibi bana sorması beni istemeden güldürdü.
"Açarız merak etme." Kısa ve öz konuşup konuşmayı bitirdiğimi düşünürken Koralp arabayı durdurdu.
Ona döndüğümde onunda bana baktığını gördüm.
"Üzgünüm Karmen. Sekiz yıl önce babama karşı gelmeliydim böylelikle yara almazdın."
"Benim yaralarımdan bahsediyoruz hep Koralp, birazda senin yaralarından bahsedelim mi?"
Dolu gözlerim ile ilk defa bu kadar uzun bakmıştım gözlerine.
Bana anlamayarak baktı. Sanki bunu dememi beklemiyormuş gibiydi.
"Beni yaraladığını görüyorsun, çokta rahat söylüyorsun. Peki ya sen, sen en son ne zaman yara aldın?"
Koralp çenesi kasılınca içli bir nefes çektim içime ve yerimde dikleştim.
"Ben söyleyeyim, Nehir'den sonra. Belki Nehir bir kere öldü ve sen en son o zaman yara aldın ama ben her gün yara alıp ölüyorum."
İçimdekileri titreyen sesim ile zar zor söylerken elimi alnıma koydum ve gözlerini yola diktim ona bakmamak için.
"Nasıl zor biliyor musun her gün ölmek. Bir kocam var ama yabancı. Canı isteyince eve geliyor, sıkılınca gidiyor, günlerce gelmiyor ve en önemlisi ben yokmuşum gibi davranıyor. Ölümden farksız bu Koralp."
Kolumda hissettim Koralp'in eli ile irkildim ve uzaklaştım ondan. Parmağının ucu ile dokunduğu tenim nasıl böyle yanabilir, nasıl bu kadar yüreğim titrer ufak bir dokunuşundan anlayamıyordum.
"En iyisi boşanmak. Böylelikle herkes hayatını yaşar ve her gün acı çekmekten kurtuluruz."
"Bana bak Karmen."
İnatla ona bakmamaya devam ederken elini yanağımda hissettim ve daha sonra yüzümü kendisine çevirdi.
"Üzgünüm derken öylesine dememiştim. Sen bunları hakketmedin. Olmuyor işte sevemiyorum seni. Kalbimde hala bir boşluk var ve canım yanıyor."
"Nehir'in ölüm yıldönümünde benimle yatarak o günü atlatmaya çalıştığın ve beni kullandığın kadar acıtmıyordur eminim."
Koralp elini birden yanağımdan çekince gözlerimi kapadım.
"O gün kendi isteğin ile bana geldin sanmıştım. Sabahısı annen Nehir'in ölüm yıldönümü deyince canım öyle yandı ki, beni kullanman gururumu yerle bir etti."
Gözlerimi açtım ve Koralp'e baktım. Elini ağzına koymuş dirseği kapıda dışarıyı izliyordu.
"Aklında bir başkası varken bana dokunmam seni tatmin etti diye düşünüyorum Koralp."
Konuştukça battığımızı farkedince derin bir nefes çektim içime ve susmayı tercih ettim.
"Senin sevdiğin adam Karmen, kordan kalbe sahip bir kardan adam. Ben hep böyleydim."
"Hayır, sen sadece bana kardan adamsın Koralp."
"Çünkü herkes ile bağlarımı koparabilirim düşünmeden Karmen, ama seninle koparamam. Çünkü saçının bir teline dünyaları değişmeyeceğim kızımın annesisin. Seninle asla bağlarım kopmaz, kopamaz."
"Bu bana buz gibi davranmanı açıklamıyor, aksine çok saçma Koralp."
"Hayır, değil. Anlayacaksın Karmen biraz zaman."