MyStoryBölüm 4 / 4

Bölüm 4 / 4

PAZARLIK

Bütün bu karmaşanın içinde üniversite sınavına girdim. Hayatımın en önemli sınavlarından biriydi belki ama ben sınav boyunca sorularla mücadele etmekten çok, kendi hayatımla mücadele ettim. Kalem elimdeydi. Gözlerim kitapçıktaydı. Ama aklım sürekli aynı yere gidiyordu.

Ya bu evden hiç kurtulamazsam? Ya o adamla aynı çatı altında yaşamaya devam etmek zorunda kalırsam?

İnsan geleceğini belirleyecek bir sınavda bunları düşünmemeli. Ama ben düşündüm. Çünkü o korku, matematik sorularından da Türkçe paragraflarından da daha baskındı.

Annemle yaptığımız son tartışmada, bana ait sandığım hiçbir şeyin artık bana ait olmadığını öğrenmiştim. Çocukluğumun geçtiği Şile 'deki ev... Yaz tatillerinde en mutlu olduğum yer... O bile çoktan satılmıştı. Üstelik bana haber bile verilmeden.

Bir an olsun, "Hem çalışır hem okurum." diye düşünmeye çalıştım. Ama bu düşünce bile bana gerçekçi gelmedi. Dürüst olmak gerekirse, çalışmama gerek olmasa bile tek başıma bir hayat kurabilecek durumda değildim. Hayatım boyunca buna hazırlanmadım. Kahvaltı hazırlamak dışında doğru dürüst yemek yapmayı bilmiyorum. Çamaşırlarım yıkanır, ütülenir, dolabıma yerleştirilirdi. Kıyafetlerimi bile bir kez olsun oturup kendim katlamamıştım. Bir evin nasıl döndüğünü hiç öğrenmemiştim. Çünkü bunların hepsini benim yerime başkaları yapmıştı. Evde sürekli çalışanlar vardı.

Dışarıdan bakınca bunun büyük bir ayrıcalık olduğu düşünülürdü. Oysa şimdi anlıyordum ki insanı hayata hazırlamayan her konfor, günü geldiğinde başka bir eksikliğe dönüşüyordu.

Sınav sırasında bunların hepsi zihnimin içinde birbirine karıştı. Sınavım berbat geçmedi. Ama çok iyi geçtiğini de söyleyemem. Zaten ben hiçbir zaman o dâhi öğrencilerden biri olmadım. Hocaların örnek gösterdiği, her sınavdan tam puan alan kişilerden... Ben hep ortalamanın biraz üstündeydim. Çalışınca iyi sonuç alan ama mucizeler yaratmayan sıradan bir öğrenciydim. O gün de elimden geleni yaptım. Ama insanın geleceğini belirleyen şey bazen çözdüğü sorular değil... Sınava hangi yüklerle girdiği oluyormuş.

...

Üniversite sınavının sonuçları daha açıklanmamıştı. Hayatımın hangi yöne gideceğini hala bilmiyordum. Sonra telefon çaldı. Arayan, ailemizin avukatıydı. O gün, hayatımın ikinci kez tek bir telefonla değiştiği gün oldu. Abim tutuklanmıştı. Cinayet suçlamasıyla. Anlatılan hikaye basitti. Sözde Demir 'le birlikte gittikleri bir yerde tartışma çıkmıştı. Önce karşı taraftan biri silahını çekmiş, ardından abim ateş etmişti. Olay bittiğinde bir adam ölmüştü. Televizyonlar bunu sıradan bir silahlı kavga gibi anlatıyordu. Ama bizim ailede hiçbir şey sıradan değildi. Bu olayda zaten göründüğü gibi değildi.

Birkaç gün sonra abimi görmeye gittim. Nedenini bilmediğim bir şekilde özellikle benim gelmemi istemişti. Görüş odasına girdiğimde ilk gördüğüm kişi abim olmadı. Demir' di. Duvarın kenarında dimdik duruyordu. Yüzünde tek bir duygu bile yoktu.

Abim bana bakmadı bile. Gözlerini Demir 'e çevirdi.

"Ben seni kurtardım, Demir." dedi.

Sesi sakindi. Kararını çoktan vermiş bir insanın sakinliği... Hesaplarını çoktan yapmıştı.

"Sen de sözünü tutacaksın. Kardeşimle evleneceksin. " O an nefes almayı unuttum. Sanki biri odadaki bütün havayı çekip almıştı. Kulaklarım uğuldamaya başladı. Ne söylediğini yanlış duymuş olmayı diledim. Ama duymamıştım. Abim... Beni... Pazarlık konusu yapıyordu.

Demir ise tek bir soru bile sormadı. Tek bir itiraz etmedi. Bana bir kez olsun bakmadı. Sadece soğuk, ifadesiz sesiyle:

"Sözüm söz." dedi o kadar.

İki kelime... Ve benim hayatım, benden habersiz bir kez daha başkalarının verdiği bir kararla değişti. Aslında o andan bile önce benimle ilgili karar verilmişti. Ben sadece kararı öğrenmek için oraya çağırılmıştım.

Demir arkasını dönüp çıktı. Kapı kapandığında odada yalnızca ben ve abim kalmıştık. İçimde büyüyen tek bir soru vardı. Ben ne zaman kendi hayatımın sahibi olabilecektim?

Demir benim çocukluk aşkımdı. Yıllarca onu sevmiştim. Bir gün onunla evlenmeyi hayal ettiğim zamanlar bile olmuştu. Ama o an... Mutlu değildim. Çünkü bu bir aşk değildi. Bu, iki adam arasında yapılan bir pazarlıktı. Üstelik pazarlığın konusu bendim. Demir de mutlu görünmüyordu. Yüzünde en ufak bir heyecan yoktu. Sadece verdiği sözü yerine getirecek bir adamın soğukluğu vardı.

Abim bana döndü.

"Demir 'le evleneceksin, Doğa. Ve mutlaka bir erkek çocuk dünyaya getireceksin."

Sanki evlilikten değil de imzalanacak bir sözleşmeden bahsediyordu. Başımı iki yana salladım.

"İstemiyorum."

Sesim titriyordu. Abim ise en ufak bir yumuşama göstermedi.

"İstediğin şey ne?" dedi. "Parası bitince annemizin seni her gece başka birine pazarlaması mı?"

Boğazım düğümlendi.

"Bana bak. Senin için de en iyi yol bu, benim için de."

Masaya doğru biraz eğildi.

"Aklını başına al. Sana istiyor musun diye sormadım. Dediğimi yapacaksın."

Bir an durdu.

"Ben hapiste olacağım. Dediğimi yapmazsan dışarıda neler yaşayacağını iyi düşün."

Son cümlesini neredeyse fısıldadı.

"Demir seni rahat ettirir."

O an anladım. Abim de annemden farklı değildi. İkisi de insanları korumaya değil, yönetmeye çalışıyordu. Hayatlarındaki her şeyi güç ve çıkar üzerinden değerlendiriyorlardı. Ben de onlar için karar veren değil... Hakkında karar verilen kişiydim. İkisi de paraya değer veriyordu her şeyden fazla. Ve ben annemin mi yoksa abimin mi üzerimden para kazanacağına karar verecektim. Buna ne kadar karar denirse... Çünkü annemle bekleyen hayat çok daha tahammül edilemezdi ve abim bunu biliyordu.

Birkaç hafta sonra üniversite sınav sonuçları açıklandı. Puanım ancak özel bir üniversiteye yeterdi. Bu da tek bir anlama geliyordu. Annemin istediği üniversiteye gidecek... Ve aynı evde yaşamaya devam edecektim. Her gece o adamla aynı çatı altında uyuyacaktım.

Bu düşünce bile nefesimi kesmeye yetti. İşte bu yüzden evlilik konusu bir daha açıldığında sessiz kaldım.

"Hayır, istemiyorum." demedim. Ama "Evet." de demedim.

Dememe gerek yoktu zaten. Çünkü hiçbir zaman fikrim sorulmamıştı. Ve insanın fikrinin hiçbir değeri yoksa... Verdiği cevabın da olmazdı. Sessiz kalarak annemin değil de abimin yolunu seçtim. O zaman için o daha iyi geldi. Ama aslında ikisi de birbirinden beterdi.

Uygulamada reklamsız oku