MyStoryBölüm 2 / 14

Bölüm 2 / 14

Bölüm 2: Oynaştığım erkekler

BÖLÜM 2

NAZYA

Nikah masasına oturduğumuzda şahitlerimiz tanımadığım iki adamdı. Ailem bu evliliğin şahidi olsun istememiştim. Şahitleri Karan ayarlamıştı.

İmzaları atarken sanki bir kabus içindeydim. Yapmam gerekeni yapıyordum. Her şey sanki birkaç saniye içinde olup bitmişti. Zaten nikah memuru da durumu bildiği için öyle süslü cümleler kurup soru sormamıştı. Defteri önümüze koyup imza atmamızı istemişti.

‘Gelini öpebilirsiniz’ gibi bir cümlede kurulmadı. Kapının önünde gelin arabası da beklemiyordu.

Ailemle sarılıp vedalaşırken Karan bizimkilere bakıp “Yakında İstanbul’a taşınacağız. Haberiniz olsun,” dediğinde sanki bir bıçak göğsüme saplandı. Ailemi bırakıp o koca şehirde bir başıma ne yapacaktım?

“Bu da şimdi nerden çıktı?” diye sordu Firaz abim.

“İş güç! Korkmayın kardeşine İstanbul’da çok iyi bakacağım.”

“Olmaz öyle şey! Burda kalacak Nazya!” dedi Mirhan abim sert bir sesle.

Karan nikah cüzdanını açıp “Bak burda ne yazıyor! Nazya benim karım. Karımı istediğim yere götürürüm, senden izin alacak değilim,” dedi.

Mirhan abim yumruğunu sıkınca telaşla Karan’ın önüne geçtim. “Abi Karan haklı. Biz artık evliyiz. Hem İstanbul’a gitmeyi ben de istiyorum. Uzaklaşmaya ihtiyacım var.”

“Emin misin Nazya? Bu herif art niyetli olabilir! Sana bir şey yaparsa haberimiz bile olmaz,” dedi endişeyle.

“Telefonum gece gündüz açık olacak. Her gün sana rapor vereceğim. Eğer her öğlen seni aramazsam o zaman Karan’a istediğin kadar yumruk atabilirsin.”

Karan arkadan kulağıma doğru eğildi. “Kaşınıyorsun,” diye fısıldadığında yutkundum. Elini karnıma doğru dolayıp beni sert göğsüne doğru yasladı. “Karım kocasını dövdürmeye pek istekli ama unuttuğu bir şey var.”

Alt dudağımı içten ısırdım. Bizimkilerin yanında rahatsızlığımı belli edemezdim. Hele ki abimler Karan’a öldürücü bakışlar atarken.

Karan iyice enseme doğru sokuldu. Ilık nefesini boynumda hissettim. “Dövdürmek istediğin kişi Karan Hazaroğlu!”

Ne demek istediğini o anda hemen anlayamamıştım. Neden kendini yüceltir gibi adını soyadını bastıra bastıra söylediğini de…

“Kardeşime ne yapıştın lan! Rahat bırak kızı!”

“Tekrar söylüyorum Karacabey ailesi iyice dinlesin. Nazya artık benim karım! Anlama problemi olanlar disleksi uzmanı önerebilirim.” Bir anda elimden tutup “Gerdeğe gireceğiz müsaadenizle!” dediğinde bayılacak gibi hissettim. Umduğum ile bulduğum kesinlikle aynı değildi.

Ayak parmaklarına kadar titrer mi bir insan? Ben her zerremle titredim. Onun yüzüne bakmaya korkacak hale geldim.

Beni kendi arabasına kaba bir şekilde bindirdi. Kapısında bekleyen şoföre “Sen çık!” dedi.

Kabadayı gibi şoförü vardı. O bile korkunçtu. Adam hızla arabadan inerken ben ise ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum.

Şoför koltuğuna geçti. Ben ise camdan aileme baktım. Karan ile evlendiğime pişmandım ama çaresizdim.

Araba hareket ettiğinde o yol bitmeyecek gibi uzayıp gitti. Karan’ın nerde yaşadığını bile bilmezken şimdiyse İstanbul’a gitme ihtimalimiz vardı. Sanki hayata yeni adım atmış bir bebek gibiydim. Yeni bir dünyada bocalıyordum.

En büyük sorunum ise Karan’ın bu evliliği ciddiye almış olmasıydı. Onun koynuna girme düşüncesi bile karnımda ağrıya sebep oluyordu.

Büyük demir kapılı, kale gibi yüksek duvarları olan bir konağın önüne geldik. Demir kapı gürültüyle iki yana açılırken Karan büyük bahçeye arabayla girdi. Gerçi bu altımızdaki canavara araba demek biraz saygısızlık gibi. Araba modellerinden anlamıyorum ama oldukça büyük ve siyah bir arabaydı. Son model olduğu da belliydi.

Hazaroğlu ailesinin zengin ailelerden olduğunu duymuştum. Ama ben evden okula, okuldan eve giden biri olarak çok kimseyi tanımazdım. Benim ailem de varlıklı olmasaydı zaten bu evlilik kararı çıkmazdı. İki köklü ve zengin ailenin düşmanlığını kimse istemedi. O yüzden barış için iki tarafta birbirine kız alıp verdi.

Sare’yi okuldan tanıyordum. İyi bir kızdı. O da benim gibi ailesinin zenginliğiyle hava atan tiplerden değildi. Maran ile uyumlu olma ihtimalleri ise bence yoktu. Sare seviyesiz insanları hiç sevmezdi. Maran ise arsız ve görgüsüz biri bence. Kuzenim olsa da ona karşı düşüncelerim ne yazık ki pek iyi değil.

“Nerelere daldın?” diyen Karan’ın sesiyle başımı çevirdim.

Onun gözlerine sadece bir saniye baktım. Adı gibi kapkaraydı göz bebekleri. Hızla gözlerimi kaçırdım. İnsanın yüreğine kasvet veriyordu.

“Cevap vermeye tenezzül etmiyorsun demek!”

Dilim damağım kurumuştu. Korkudan kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Ne diyeceğimi şaşırmış haldeydim.

“DİLİNİ Mİ YUTTUN SOYSUZ!”

Bana soysuz dediği anda hızla onun kasvetli kara bakışlarına baktım. “Soysuz mu? Ben mi? Dalga geçiyorsun herhalde! Ben NAZYA KARACABEY’İM!”

“Soyuna fazla güvenme! Ölümlü dünya bugün varlar yarın YOKLAR!”

Onunla evlendiğim halde halen ailemi öldürmeyi mi düşünüyor? Bir anda direksiyona asıldım. Eğer biri ölecekse bu Karan olacak!

“Ne yapıyorsun delirdin mi!” diye bağırdı. Ben ise inatla direksiyonu çevirmeye çalışıyordum. Biraz sonra viraj vardı.

“Ölümlü dünya ne demekmiş gör!” dedim nefretle.

Karan güçlüydü. Direksiyonu çok sıkı tutuyordu. Bir anda belimden kavrayıp beni kucağına oturttu ve ani bir frenle durdu. Ani frenin etkisiyle ona doğru savruldum. Dudaklarına yapışmam ise hiç beklemediğim bir şeydi.

Hızla geri çekilmeye çalıştığımda elini enseme atarak alt dudağımı dişlerinin arasına alıp intikam alırcasına emerek ısırdı.

İlk öpücüğüm böyle olmamalıydı! Karan ile hiç olmamalıydı!

Geri çekilip ona tokat atmak için elimi kaldırdığımda bileğimi havada yakaladı. “Kime kafa tuttuğuna dikkat et! Ben senin oynaştığın adamlara benzemem!”

Kimle oynaşmışım ya? Tamam lisede bir çok teklif almıştım. Hatta arkadaş sandığım erkekler bile bir süre sonra benimle çıkmak istediklerini söylemişti ama hiçbir zaman onlara erkek gözüyle bakmadım.

Ama ona bunu söylemek zorunda değilim. Bırakalım da Karan Beyin erkeklik gururu biraz incinsin.

“Oynaştığım erkeklerin eline su dökemezsin.”

Dişlerini sıktı. Gözlerime öyle bir baktı ki sanki yerin dibine beni diri diri gömüp üstüme toprak atar gibi. Kara gözleri üstüme kabus gibi çökerken saklanacak bir yer bulsam düşünmeden koşup saklanırdım.

Ben bu kadar korkak mıyım? Evin en küçüğü olarak belki biraz şımartıldım. Abilerim bana hep iyi davrandı. Babam sandığım adam bile kendince iyiydi. Ne olduysa son bir yılda olmuştu. Kendi evimden uzaklaşmak istemiştim. Şimdiyse o eve dönüp Zinar amcanın hareminde yaşamak daha mantıklı geliyordu.

Karan boğazımı tutup nefesi nefesime karışacak kadar yakınımdayken gözlerime nefretle baktı. “Bu gece bu lafını sana yedirteceğim karıcığım!”

Uygulamada reklamsız oku