MyStoryBölüm 1 / 11

Bölüm 1 / 11

KİMSESİZ FIRTINA

KİMSESİZ FIRTINA

Bölüm
11
Puan
Yeni
Okunma
257

KAÇIŞ

آسه‌آسه، یواش‌یواش، اومدم در خونه‌تون

یک شاخه گل در دستم

سر راهت بنشستم

آه به خدا آن نگاهت از خاطرم نرود

Ağır ağır, yavaş yavaş kapına geldim.

Bir dal çiçek elimde,

Yoluna oturdum.

Ah Allah’ım! O bakışın aklımdan hiç çıkmıyor.

Darya, odasının penceresinden avludaki şadırvanı izlerken bu şarkıyı mırıldanıyordu. Okuldayken arkadaşları sesinin çok güzel olduğunu sِöylerdi, toplandıklarında şarkı sِöylemesi için ısrar ederlerdi. Bir gün... kendini çok mutlu hissettiği bir gün evde de sِöylemek istemişti. Babası evde yok sanıyordu. Babası evdeyken sِöyleyemezdi, gülemezdi, mutlu dahi olamazdı. Zaten okula da büyük babasının zoruyla gidiyordu. Büyükbabası Allah korusun bugün ِölse, ona okulu da haram ederdi Berşan Tanzer.

Tahran'ın ileri gelen ailelerinden biri olan Tanzer ailesine mensuplardı. Adları geçince açılmayan kapı, yolunu bulmayan su, hal olmayan iş yoktu. Bir evin bir oğluydu Berşan efendi. Atadan, ağadan kalan toprakları, petrol şirketlerini işletirdi.

Zamanında amcasının kızı Simin hanımla bir evlilik yapmış, ondan da Darya dünyaya gelmişti. Ancak; hep erkek evladı olsun isterdi Berşan. Simin ona kız evlat doğurunca dünyayı kadına dar etti. Sِöverdi, dِöverdi de Simin'i. Bir gün ِöyle bir dِövdü ki; karnında bebesiynen yuvarlandı merdivenlerden zavallı kadın.

Hamile olduğunu bilmiyordu. Bebesi karnında ِöldü, sonra zehir olup onu da ِöldürdü. Berşan bilmese de Allah bu ettiğinin cezasını kesmişti ona. Ne kadar istese de Darya'dan başka evlat vermedi. Berşan da Darya'yı evlat olarak görmedi.

Darya'yı hiç sevmedi Berşan. Darya onun için utanç kaynağından, erkekliğine, şanına sürülen lekeden başka bir şey değildi. Ama Berşan'ın babası Serbay efendi, ِölen karısının adını koyduğu torununu yere gِöğe sığdıramazdı. Berşan'ın zulmünden kurtardığı zamanlarda el bebek, gül bebek bakardı ona.

Simin de zaten kardeşinin hatırasıydı. Berşan'ın hiddetinden can verdiğini bilse de aile adına leke gelmesin diye susmuş, oğlunun suçunu ِörtmüştü. Ancak hem zavallı Simin'e hem de karısının adını taşıyan torununa karşı borçlu hissediyordu kendini.

İlim, irfan aşığıydı. Musikiye düşkündü. İstiyordu ki; Darya okusun, hayatını kursun ve babasının zulmünden kurtulsun. Ancak ömür dedikleri bakii değildi. Zira son zamanlarda ِölüme yakın yaşıyordu Serbay efendi. Tek temennisi; Darya okulunu bitirene kadar da olsa yaşamaktı.

Avlu kapısının açıldığını gِörünce, kısık sesini bile susturdu Darya. Bir hafta sonra mezun oluyordu. Diplomasını alır almaz İstanbul'a gidecekti, kafasına koymuştu. Henüz kimseye bu hayalinden bahsetmese de dedesinin ona yardım edeceğinden emindi.

Berşan efendi, yanından hiçbir zaman ayırmadığı iki adamı ile avluya girince sanki Darya'nın pencere ِönünde oturduğunu bilir gibi başını kaldırdı ve Darya'yı gördü. Babası ona ilk defa gülümsüyordu. Ama bu gülümsemede ِöyle bir tehlike sezdi ki Darya, bütün tüyleri diken diken oldu. Bu gülüşün ardından bir felaketin geleceğine neredeyse emindi.

"Darya.... seni ziyan evlat. Derhal aşağı in, sana büyük bir müjdem var."

Ona yeniden, yine canını yakmak için ziyan evlat demişti. Kendini bekleyen sondan habersiz, ürkek adımlarla merdivenleri inmeye başladı. Başına gelişi güzel ِörttüğü şalı, daha 23 yaşında olmasına rağmen aklar düşen saçlarının bir kısmını kapatıyordu.

"Buyur baba." Hah! diye bir ses çıktı Berşan'dan. "Bu günden tezi yok senin baban olmaktan kurtuluyorum. Farzin'lerin halefi Keyhan'a sattım seni. Üç gün içinde seni almaya gelecekler. Ha bu arada atam gelir, beni kurtarır diye heveslenme hiç. Atan ölüm döşeğindedir. Çok yakında hüküm de mühür de sadece benimdir."

Koskoca dünya, cılız bir genç kızın üzerine nasıl yıkılır, an be an şahit oluyordu Darya. Farzin ailesi, Tahran'ın en belalı ailelerinden birisiydi. Devlete olan düşmanlıkları ve İran Hizbullah'ına olan destekleri ile biliniyorlardı. Bir de kadınlara çektirdikleri eziyetlerle...

İlk defa sesi bu kadar gür çıkmıştı Darya'nın. Hatta avluyu başlarına yıkmak istercesine, avazı çıktığı kadar "Hayır" diye bağırdı.

"Elim eteğine Pedar. Elim eteğine. Kohda vakili (Allah şahit) bu canımı kendi ellerimle alırım. Bana acı."

Sِözleri elbette yüzüne sert bir sille olarak karşılık gِördü. Yüzünün sağ yanı sert mermer zemine vurunca canı yandı. Ama ahd etmişti Darya. Ne kadar canı yanarsa yansın onun karşısında ağlamayacaktı. Ağzının kenarından akan kanı silip ayaklandı hemen. Yüzünde yeşeren gülüşü durduramıyordu. Çünkü biliyordu ki; eğer hayallerine kavuşamayacaksa ِölüm onun için kurtuluş olacaktı.

"Sana ben izin vermeden ِölüm bile yasak duyuyor musun beni? Şimdi kaybol gِözümün ِönünden. Keyhan gelene kadar da yüzünü gِözünü düzelt. Bari anandan aldığın gِözlerin bir işe yarasın."

Ardını dِnüp merdivenleri hızla tırmanmaya başladı. Bir şeyler düşünmeliydi. Bir yolunu bulup bu cehennemden kurtulacaktı. Odasına girip kapıyı kapadıktan sonra arkadan kilitledi ve babasından sır gibi sakladığı telefonunu çıkardı. Halasını arayacaktı. Efsa, ağabeyi Berşan'ın aksine merhamet timsali bir kadındı. Evlendikten üç ay sonra eşini kaybeden kadın, bir daha evlenmemiş, kendini babasına ve yeğeni Darya'ya adamıştı. Zaten bu telefonu ona alan da Efsa halasıydı.

"Hala, yardım et ne olursun. Beni bu cehennemden kurtar."

Ağlamak üzereydi ancak kendini güçlükle durdurdu.

"Canımın canı, dur hele. Dur ne oldu?"

Efsa hanımın hareketlendiği, telaşlandığı sıklanan soluklarından belliydi.

"Babam beni satmış hala. Farzin'lerin halefine satmış ölürüm de varmam o aileye. Bana bir yol bul gِözünü seveyim."

"Bunu da mı yaptı o vicdansız? Allah görsün seni kızım, Allah görsün."

Allah beni bu yaşıma kadar görmedi diyecek oldu ama isyan etmek istemedi.

"Bana atamın ِölüm dِöşeğinde olduğunu sِöyledi. Yalvarırım yalan de."

"Atan iyidir Darya. Onu da nereden çıkarmış ağabeyim?"

Darya bu gün yaşadıklarına rağmen ilk kez gülümsedi.

"Atan ِölüm dِöşeğindedir dedi bana. Bundan sonra hüküm de mühür de benimdir dedi. Ben de sandım ki atama bir şey oldu."

Darya bir yandan Efsa hanımla konuşuyor diğer yandan da hala avluda oturan Berşan Tanzer'i seyrediyordu.

"Korkma ay çehrelim, korkma sakın. Sen şimdi kendini düşün. Ne yapacaksın, var mı aklında bir şey?"

Uzun zamandır hayalini kurduğu, ince ince işlediği şeyi bugün yapmak zorundaydı.

"Babamı evden çıkar hala. Evden çıksın ki ben de kaçabileyim. Bugün sınırı geçecek bir arkadaşım var. Ona yetişirsem bir şansım olabilir."

Efsa Hanım duydukları ile bir müddet sessiz kaldı. Başka bir çare bulmalıydı ama vaktinin olmadığının da bilincindeydi.

"Darya bu çok tehlikeli gِözümün nuru. Bırak deden halletsin her şeyi."

"Olmaz hala, olmaz. Babam rahat vermez bana. Bir an ِönce Tahran'dan çıkmam lazım. Hem sınırlar kapanacak diyorlar. Eğer şimdi çıkamazsam bir daha çıkamam."

Tek çarenin bu olduğu idrakine varan kadın, yeğeninin yanında olmayı tecih etti.

"Doğru dersin yavrum. Ama yeteri kadar paran var mıdır? Ne yiyip ne içeceksin oralarfda bir başına?"

Darya, sosyal yaşantıdan azade geçirdiği hayatında kendince işler yapmış ve para biriktirmişti. Yaptığı çeviriler, ödevler ona epey para kazandırmıştı. Bir de dedesinin el altından verdiği dövizler vardı. Onu epey bir zaman idare ederdi.

"Hala biraz param, biraz da altınım var. Beni birkaç ay idare eder. Zaten iş de bulurum bir ara. Bilirsin mesleğim var, okulum denklik de verir Türkiye'ye. Oraya varınca mezuniyet belgemi isteteceğim. Okulda bu işle ilgilenecek birini tanıyorum, bana yardımcı olacak."

"Bu yaptığın çok tehlikeli ama başka da yolun yoktur bilirim. Varınca bana haber edesin Darya. Sakın beni habersiz bırakma, yüreğime kor düşürme sakın. Ben şimdi babanı çıkaracağım evden. Sen de canını koruyacağına dair bana sِöz vereceksin."

Darya halasına istediği sِözü verdikten sonra telefonu kapattı ve yanına alabileceği eşyaları toplamaya koyuldu. Birkaç parça kıyafet ve parasını almak yetecekti. Bu yüzden ufak, ona ağırlık yapmayacak, evden çıkarken kimsenin dikkatini çekmeyecek bir çanta çıkardı dolabından. Aynı çantayı daha ِnce okula giderken de kullandığı için kimse yadırgamayacaktı.

İşini bitirdikten sonra pencerenin ِönüne geçip Berşan'ın evden çıkmasını bekledi. Çok geçmeden iki adamı ile birlikte avludan çıkan Berşan'ın ardından telefonunu çıkarıp Türk arkadaşı Selman'ı aradı.

Selman, Tahran'dan Van'a sürekli giriş çıkış yapan bir gençti. Uzun zamandır Darya'nın kaçış planı üzerine konuşuyorlardı. Selman onu Van'a kadar gِtürecek ve İstanbul'a gidebilmesi için yardımcı olacaktı.

Erciş'te nişanlıydı Selman. Bu sene okulunu bitirip Sevim ile evlenmenin hayallerini kuruyordu. Darya'yı sürekli anlatırdı Sevim'e. Nasıl güç bir yaşamı olduğundan, nelere gِöğüs gerdiğinden bahsederdi. Darya bunları düşünürken telefonuna Selman'dan bir mesaj geldi.

"Geldim Darya, sizin evin arkasındayım."

"Kimseye gِörünme Selman. Çıkıyorum ؛imdi."

Tam 23 yıl kendine cehennem olana eve dِönüp bir kez olsun bakmadan avludan çıktı ve evin arka tarafına doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Berşan evde olduğunda korumalar olur, o ayrıldığında kimse kalmazdı. En çok da bu işine gelmişti Darya'nın.

"Bismillah. Hazır mısın Darya? Çıkıyoruz artık Tahran'dan."

Yüzünde buruk bir tebessüm belirdi. Hem doğup büyüdüğü vatanından hem de yaşadığı cehennemden kaçıyordu.

"Hiç bu kadar hazır olmamıştım Selman. Bir sorun çıkmayacağına eminsin değil mi?"

"Merak etme her şeyi düşündüm. Son gelişimde Sevim'in kimliğini aldım yanıma. Sana hep demiştim hatırlıyorsun değil? Sevim'e benziyorsun, hem de şaşılacak kadar çok. En fazla gümrükte zorluk çıkarırlar; orada da senin harika Kürt'çen devreye girecek. Unutma; Tahran'a düğün alışverişi yapmaya geldik. Zaten Sevim'in istediği birkaç parça şey vardı, onları aldım, bagajdalar. Gِörmek isterlerse onları gِöstereceğiz. Van'a girdik mi gerisi kolay. Hele Erciş'te kimse ilişemez sana."

Darya derin bir minnetle baktı arkadaşına.

"Borcumu sana bir gün mutlaka ِödeyeceğim Selman. Ne yapıp edip, sana ِödeyeceğim."

"Bana borcunu tek bir şekilde ِödeyebilirsin Darya. Annemi kurtaracaksın. Ne yap et o ilacı bul. Umudum sensin. Ha bِöyle sِöyledim diye kendini kِötü hissetme sakın. Bilirim her şey Allah'tan. Anneme yetişemezsen, aynı dertten muzdarip nice ana vardır, onlara yetişirsin. Ama sen insanlığa lazımsın Darya. Çok kıymetlisin, bunu unutma olur mu?"

Selman'ın pikabı Van Kapıkِy Gümrük kapısına doğru hızla ilerlerken Darya da onu nasıl bir hayatın beklediğini düşünmeye çalışıyordu. Hayalleri çok büyüktü Darya'nın. Berşan'ın onca eziyetine rağmen okumayı başarmış sayılı İranlı kadından yalnızca biriydi. Tahran Üniversitesinde Moleküler Biyoloji ve Genetik okumuş, o da yetmemiş derece ile mezun olmaya hak kazanmıştı. Çalışacak, amansız hastalıklara çare bulacaktı. Bütün bunları düşünürken günün verdiği yorgunlukla uykuya daldı. Araba aniden durup, camı kuvvetle tıklatılıncaya kadar da uyanmadı...

Uygulamada reklamsız oku