Bölüm 4 / 18
Kilitli Atölye
Arya derse başladıktan sonra bile gözlerini İlay’dan ayıramıyordu.
Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.
İlay ise telefonunu çantasına saklamasına rağmen hâlâ o mesajın etkisindeydi.
“Hocan seni koruyamayacak.”
Ders boyunca nefes almak bile zor geldi.
Tam çıkışta Arya’nın sesi duyuldu.
“İlay. Kal.”
Sınıf bir anda sessizleşti.
Bazı öğrenciler bakışıp gülümsedi.
İlay kalbinin hızlandığını hissederek yerinde kaldı.
Kapı kapandığında Arya masaya yaslandı.
“Telefonunu göster.”
“Ne?”
“Şimdi.”
Ses tonu tartışmaya izin vermiyordu.
İlay telefonu uzattığında Arya mesajı gördü.
Ve yüzü anında değişti.
Soğukluğu bir anda karanlık bir öfkeye dönüştü.
“Bu numara sana başka ne gönderdi?”
“Niye bu kadar gerildiniz?”
Arya yaklaşınca İlay istemsizce nefesini tuttu.
Adam çok yakındı artık.
“Çünkü bu oyun daha önce başladı.”
“Ne demek bu?”
Arya cevap vermedi.
Tam geri çekilecekti ki İlay kolundan tuttu.
“Bana sürekli yarım şeyler söylemeyi bırakın.”
Dokunuş ikisini de durdurdu.
Arya’nın bakışları İlay’ın parmaklarına indi.
Sonra yavaşça yüzüne çıktı.
O an odadaki hava tamamen değişti.
Yoğunlaştı.
İlay kalbinin nasıl hızlandığını duyabiliyordu.
Arya çok alçak sesle konuştu.
“Bana böyle dokunma.”
“Niye?”
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra neredeyse fısıldayarak cevap verdi:
“Kontrolümü kaybediyorum.”
İlay’ın içinden sıcak bir ürperti geçti.
Arya aniden geri çekildi.
“Benimle gel.”
Üniversitenin eski sanat atölyesi yıllardır kullanılmıyordu.
Karanlık, sessiz ve kampüsün en arka binasındaydı.
Arya kapıyı açıp içeri girdi.
İlay şaşkınlıkla etrafa baktı.
“Beni neden buraya getirdiniz?”
Adam kapıyı içeriden kilitledi.
Kilit sesi İlay’ın kalbini hızlandırdı.
Arya birkaç saniye boyunca sadece ona baktı.
Sanki kendisiyle savaşıyordu.
Sonra yavaşça yaklaştı.
“Çünkü sana bakmayı bırakamıyorum.”
İlay’ın nefesi bozuldu.
Adam artık tamamen yakındı.
Nefesi yüzüne değiyordu.
Arya eliyle saçlarının bir kısmını kulağının arkasına itti.
Dokunuşu yavaştı.
Ama İlay’ın bütün dengesini bozdu.
“Bu yanlış,” dedi İlay fısıltıyla.
Arya acı şekilde gülümsedi.
“Biliyorum.”
Ama geri çekilmedi.
Tam tersine biraz daha yaklaştı.
Bakışları dudaklarına indiğinde İlay’ın dizlerinin bağı çözüldü.
Arya bunu fark etti.
Ve o an içindeki son çizgi de kırıldı.
Adam onu aniden kendine çekti.
Öpüşleri sert başlamadı.
Yavaş ve tehlikeli başladı.
Sanki aylarca bastırılmış bir şey sonunda ortaya çıkıyordu.
İlay parmaklarını adamın gömleğine geçirdiğinde Arya boğuk şekilde nefes verdi.
Sonra öpüş derinleşti.
Daha yoğun.
Daha aç.
Atölyenin karanlığında yalnızca nefesleri duyuluyordu artık.
Arya alnını onun alnına yasladı.
“Sen benim başıma gelebilecek en kötü şeysin.”
Tam o sırada kapının dışından kamera sesi geldi.
Birisi fotoğraflarını çekiyordu.