MyStoryBölüm 3 / 8

Bölüm 3 / 8

Baskın!

O an herkes sustu. Sessizlik, gecenin ağırlığından da beterdi. Sonra fısıldaşmalar başladı. Hazal ile birbirimize bakarken gözlerindeki şok ifadesi büyüdü. “Gülfem, Demirhanlar bizi sağ koymaz! Bittik!” “Eyvahlar olsun.” Arkamda varlığını hissettiğim Sultan ablaya döndüm. Gözleri dolmuş, kaşları büzüşmüş; bir elinin tersini diğer eline vuruyor, başını sallıyordu. “Sultan abla, sakin ol… Kız hamileymiş. Bırakmazlar asla,” diye teselli ederken bakışları net bir şekilde bana döndü. “Gülfem kızım… Benim korktuğum o değil… Eğer bu kızın abisi ikna olmazsa vay halimize!” “Kim bu kızın abisi?” Merakıma yenik düşüp sordum. “Aslan Demirhan.” Mutfaktan giren Rojda’nın sesiyle irkildim. “Töre bellidir. Ya berdel olacak ya da kan dökülecek. Sonucunu hepimiz biliyoruz.” “Berdel mi?” Mırıltı gibi çıkan sesimle donup kaldım. Bu gerçeği hepimiz biliyorduk halbuki… Duyduklarımla sert bir kayaya çarpmış gibi hissettim. Sultan abla elini koluma koyup şefkatle bana baktı: “Her şeye hazırlıklı olalım da biz.” Rojda kollarını göğsünde birleştirip ukala bir tavırla bana baktı: “Artık ne olacak göreceğiz.” Rojda mutfaktan çıkarken bakışlarım tezgahtaki bakır cezveye kaydı. Aklıma, Fuat’ın beni istemeye geldiklerinde bakır cezve ile kahve yapmamı rica etmesi geldi. “Zaten tuzlu olacak, bari makine kahvesi yapma Gülfem,” demişti. “Yılana bak, nasıl da kaostan besleniyor!” Hazal, sinirle Rojda’ya söyleniyordu. “Boş ver Hazal, uğraşmaya değmez.” “Kızım sen de biraz kendini savun! Bu yaşta ne bu ağırbaşlılık?” “Hazal, ne yapayım?” “Hazal doğru söylüyor kızım. Ağırbaşlı olman güzel ama… Bazen tırnaklarını göstermek gerek.” “Ben kavga etmeyi beceremiyorum Sultan abla.” Derin bir nefes alıp başını belli belirsiz salladı: “Öğrenmek zorunda kalmazsın inşallah.” Bu cümleyi öyle bir söyledi ki içime açıklayamadığım bir huzursuzluk çöktü. Avludan yükselen seslere yeniden kulak verdim. Babam, amcam ve diğerleri hâlâ hararetle konuşuyordu. “Hazal, ya beni berdel verirlerse?” “İnşallah öyle bir şey olmaz Gülfem. Bence Rojda’yı versinler, biz de kurtulmuş oluruz.” Belkıs halam saatlerdir yürüyormuş gibi nefes nefese mutfağa girip ışıkları açtı. “Anne ne oldu?” Hazal merakla annesine bakarken Belkıs halam yüzünde memnuniyetsiz bir ifadeyle bir bardak suyu tek yudumda içti. “Daha ne olsun? Cihan abinin yaptığını duymadınız mı? Kabak gibi camdan görünüyorsunuz, geçmişsiniz oraya bir de.” “Hala… Kız nasıl? İyi görünmüyor buradan.” “Haltları yerken düşünecekti… Ne olmasını bekliyordu ki? Düşman aşiretin oğluyla fingirdemenin bir bedeli olacak elbet…” Hazal annesine hak verirken Belkıs halam sözü uzatmadan, yüzünü buruşturarak yapılacakları sıraladı: “Berfin’i alın, hazırlayın. Abdestini alsın, imam gelecek, nikahları kıyılacak. Siz de etrafta görünmeyin; valla sinirlerini sizden çıkarırlar, söyleyeyim.” “Hazal, Berfin ile sen ilgileneceksin. Cihan öyle istedi. Bize güvenmiyor herhalde paşa hazretleri!” Söylenerek mutfaktan çıkarken ışığı kapattı: “Gerçi birazdan konak başımıza yıkılacak zaten ama…” Abim neden beni değil de Hazal’ı istemişti? Hazal da benim kadar şaşırmış olmalı ki dönüp bana sorgulayan bakışlarla baktı. “Gülfem, neden beni istedi ki şimdi? Böyle işlerde sen daha iyisindir.” “Bilmiyorum Hazal. Bekletme, git hadi. İmam gelmeden hazır olsun kız.” Berfin ile Hazal yukarı çıkarken, mutfağın önünden geçtiklerini gördüğümde başımı kaldırdım. O an Berfin’in hüzünlü bakışlarıyla karşılaştım. Perişan haldeydi. Avluda koruma sayıları artırılırken halam “camdan dahi bakmayın” diye tembihlemişti bizi. Birazdan imam gelip nikahlarını kıyacakmış. Bu bekleyiş içimdeki korkunun artmasına sebep oluyordu. Keşke babamla daha önce konuşup Fuat ile evleneceğimi söyleseydim. Halam Berfin’i alıp konuşmak için başka bir odaya götürdüğünde ben de odama çıkmış, Hazal ile beklemeye başlamıştım. Zihnimden kovmaya çalıştığım ihtimaller susmuyor, zehirli bir yılan gibi ruhumu daha da sarıyordu. “Hazal, beni evlendirirlerse yaşayamam. Töreden kaçmak isterken tam ortasında olamam.” Hazal kendi söylediğine bile inanmadığı cümlelerle beni teselli etmeye çalıştı: “Sakin ol Gülfem. Dur bakalım, ne olacak öğrenelim önce.” “Fuat’a söylesem mi sence?” “Şimdi ortalığı karıştırma Gülfem. Lütfen sakin ol canım. Biliyorum mümkün değil ama…” Yaklaşık bir saat sonra imam geldiğinde biz de aşağı indik. Abimle Berfin’in nikahları kıyıldı. En azından Demirhanlar geldiğinde imam nikahlı olacaklardı. Büyükler imamı geçirmek için avluya çıkmışken gençler hâlâ odadaydı. Abim Berfin’e öyle güzel, öylesine aşkla bakıyordu ki… Gerçekten birbirini seven iki insan kavuşmuştu. “Berfin… Rahatla artık, çok mutlu olacağız.” Aklıma Fuat’ın bana aşkla baktığı zamanlar geldi. Rojda bir şeyler mırıldandı ama duymamıştık. Polat abi dişlerinin arasından Rojda’yı uyarırken Sevde yengenin şu an konakta olmamasına şükrettim. Babasının hastalığından dolayı Diyarbakır’a gitmişti. Yoksa kızıyla birlik olup ortalığı iyice karıştırırdı. Acı bir fren sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Ardı ardına duran araçlar, konağın önündeki bağırışlar… Büyük bir felakatin habercisiydi. “Kozlular, çıkın dışarı!!!!” Korkuyla irkilip,Hazal’ın elini tuttum. Hazal bana dönüp,tedirgin bir ifadeyle karşılık verdi. O esnada abim hızla bize döndü: “Yukarı çıkın!” Berfin korkuyla eli karnına gitmiş,kıpırmadan duruyordu.

“Cihan gitme…” ne kadar gitme dese de bunun imkansız olduğunu hepimiz biliyorduk. Abim gitmezse onlar içeri girer yine yapacaklarını yapardı.

“Berfin,geleceğim güzel gözlüm. Merak etme, hiç bir şey olmayacak” Polat abimin seslenmesiyle abimin eller Berfinden uzaklaştı. Odadan Polat abimle birlikte bir hışımla çıkmışlardı… Arkalarından bakarken,içimdeki sıkıntı git gide artıyordu.

Uygulamada reklamsız oku