MyStoryBölüm 5 / 8

Bölüm 5 / 8

İlk Darbe

Aslan yerinden kımıldamadı.

“Ne diyecekseniz diyin,sohbet etmeye gelmedik.”

Reşit ağa Aslan’ın bu haline karşın vazgeçmemesi için hemen konuştu.

“Berfin’in karşılığında toprak teklif eder Halis ağa. Ne kadar isterseniz hem de…”

Aslan’ın yüzünde sinsi bir gülüş peydah oldu.

“Toprak? Kardeşimi mal yerine mi koyuyorsunuz şimdi de? Dalga mı geçiyorsunuz? Benim sizin o kıçı kırık malınıza ihtiyacım mı var Halis ağa!”

Yüzündeki gülüş anında soldu. Kaya gibi sert bakışları Halis ağanın üzerindeydi.

“Berdel olacak! Siz de bilirsiniz ki; İşin usulü de budur! Madem siz bizim namusumuzu ayaklar altına aldınız… karşılığında mal mülk olmayacak!”

Halis ağa hiç düşünmeden kabul etti. Oğlunun canı her şeyden önemliydi. Hele bir de veliahtı da doğacakken…

“Olur tabi… Berdel uygundur. Gülfem kızım… Abisi için berdel olacak.”

Aslan cevap vermedi. Kim olduğu önemli değildi. Onların itibarını yerle bir etmek için, Kozlu kızı olması yeterliydi.

“Miran oğlumla berdel olacak.” Mehmet amcanın konuşmasıyla Halis ağa bakışlarını Aslan’a çevirdi. Berdeli istememesine şaşırsa da, üzerinde durmadı.

O esnada Miran babasına manidar bir bakış attı. Aslan iki sene önce yaşadığı olaydan sonra, evliliğe karşıydı. Hepsi bunu bildiği için, Miran ile berdeli öne sürmüşlerdi.

Halis ağa detayı kurcalamadı. Nasılsa oğlu kurtulmuş, gelini de soylarını devam ettirecek bebeğe hamileydi.

Mehmet Demirhan son sözlerini söyledi.

“Sabah gelip alacağız kızını Halis ağa. O zamana kadar hazır olsun!”

Aslan, Miran’la konuşup kıza nikah kıymaması için kesin talimat verecekti.

Planı kıza nikah kıyacağız diyip, konakta köle etmek olacaktı.

İntikam ateşiyle yanarken kurduğu oyunların tuzağına kendi düşeceğinden bir haberdi.

***

El ayak çekilmiş, avludaki kalabalık dağılmıştı.

Demirhan ailesi Urfa’ya dönmemiş bir otelde kalmışlardı.

Sabah erken gelip bu işi bitireceklerdi.

Berfin ile Cihan hem kavuştukları için mutlu,hem de Gülfem’in berdel olacağı için hüzünlüydü.

“Gülfem’e kötü davranırlar mı Berfin?”

“Miran abimle berdel olacak ya, sıkma canını sen. O çok merhametlidir. Aslan abimle berdel olmadığı için içim rahat. Yoksa dünyayı dar ederdi Gülfem’e”

“Çok emin konuşuyorsun. İnşallah dediğin gibi olur”

“Olur merak etme. Beni öldürmeyeceklerini söylediğimde nasıl eminsem, şimdi de eminim”

Cihan Berfin’e omzularındaki tüm yüklerden arınmış olmanın verdiği rahatlıkla sarılmıştı. Kendince vicdanınu rahatlatmıştı. Kardeşinin ne hissettiği,ne istediği umrunda değildi.

Halis ağa ise Sultan’a seslenip, Gülfem’in aşağı inmesini söylemişti.

Herkes avluda toplanmışken, Gülfem duymaktan korktuğu gerçeklere doğru yürürken adımları kendine ait değil gibiydi.

Ellerini önünde birleştirmiş, başını hafifçe eğmiş babasının karşısında duruyordu.

“Gülfem! Hazırlan yarın sabah seni almaya gelecekler.”

Gülfem’in bakışları anında babasının yüzüne döndü.

“Baba ben… Ben evlenemem.”

Babası kaşlarını sertçe çattı.

“Ne demek evlenemem! Abinin canına karşılık berdel olacaksın Gülfem! Sana sormuyorum, haber veriyorum”

Gülfem yüzüne dökülen göz yaşlarını silip dudaklarını araladı.

“Olmaz baba… Benim ne günahım var.. hem ben tanımadığım biriyle nasıl olur?”

Babası yerinden fırladı. Kolumdan tutup beni sertçe sarsıp, dişlerinin arasından konuştu.

“Bana bak! Bir kusurun mu var yoksa!!!”

Ağlaması şiddetlenmiş konuşamyacak hale gelmişti. Cihan araya girip Gülfem’i babasının elinden aldı.

“Baba sakin ol. Ne yapıyorsun? “

Bir an abisi onu savununca,içinde küçük bir umut yeşerdi. Biraz da olsa huzur bulmuştu. Ancak abisinin sözleriyle kalbine saplanan hançer daha da derine inmişti.

“Bir kusuru yoktur benim kardeşimin. Bizim yüzümüzü yere eğmez. Değil mi Gülfem?”

Yanılmıştı.Abisinin tek derdi,mutluluğu bozulmamasıydı. Gülfem hayal kırıklığıyla abisine bakarken, gözlerinden akan yaşları tutamıyordu.

“Abi sen sevdiğin kızla evleneceksin. Ben ise tanımadığım bir adamın karısı olacağım! Hem de bu adam düşman aşiretten! Bana nasıl davranacaklar hiç düşünmez misiniz?”

Cihan bakışlarını kaçırıp,Berfin ile göz göze geldi.

“Gülfem. Buna mecbursun. Olacakları sende biliyorsun. Berfin hamile. Yeğenin için,abin için yapıyorsun.”

Hıçkırıklarının arasında zar zor konuşmuştu. Duyduklarına inanamıyordu. Sanki bir kabusun içindeydi.

“Senin benim için yerin çok başkaydı abi! Bana gelip deselerdi ki;’abin seni cehennemin tam ortasına atacak arkasına bile bakmayacak’, asla inanmazdım.”

Cihan,kurban edilen kendisiymiş gibi hala üste çıkmaya çalışıyordu.

“Birgün zaten evlenecektin Gülfem! Bu kadar büyütme kardeşim. Abinin hayatını kurtardın fena mı?”

Gülfem çok şey söylemek istiyordu ama,onu anlayacak kimsenin olmadığını da biliyordu.

Göz yaşlarını sildi. Eğilmeyecekti. Onu düşünmeyen insanların karşısında yalvarmayacaktı.

Bakışları bir an Berfin’e kaydı. Başını eğmiş,gerçeklerden kaçmak ister gibi oturduğu yerde küçülmüştü.

“Hadi şimdi çık odana, yarın Miran Demirhan ile nikahın var. Toparlan insanların karşısına böyle çıkma”

Babasının soz sözleriyle tek bir kelime dahi etmeden avludan çıkıp, merdivenleri tırmandı.

Odasına girdiğinde kapısını kitleyip, kendini en özel alanında rahatça bırakıp gözyaşlarına boğuldu.

Odanın zeminine çökmüş sırtını kapıya yaslamış ağlarken, güçsüz kalmış parmaklarıyla telefonun ekranına dokundu.

Fuat’ı aramalıydı. Buradan kaçıp gitmeli,bir daha geri dönmemeliydi.

Fuat bu hayatta güvendiği tek adamdı.

Telefon ikinci çalışta açıldı. Tanıdık sesi duymanın verdiği huzurla derin bir nefes verdi.

“Gülfem hayırdır bu saatte? Babanla konuştun mu yoksa?”

Gülfem’in ağlaması şiddetlendi. Boğuk sesiyle konuşmaya çalıştı.

“Fuat beni berdel olarak verdiler. Abim kız kaçırmış. Götür beni buradan”

Ağlamaktan konuşamıyor. Kopuk kopuk kurduğu cümleleri tamalayamıyordu.

“Ne diyorsun sen Gülfem? Öyle iş mi olur? Sen demedin mi benim sevdiğim var diye?”

“Kolay mı sanıyorsun Fuat! Sevdiğim var desem seni de beni de öldürürlerdi.”

Sıkıntılı bir nefes verip, alçalan ses tonuyla konuştu.

“Kaçarsak da öldürürler Gülfem. Berdel verdiler diyorsun.”

“Kaçarsak beni gözden çıkarır. Peşime bile düşmezler. Hem sevdiğim adamla ölmek koymaz bana Fuat! Ama başkasıyla evlenirsem işte o zaman gerçekten ölürüm.”

Fuat bir kaç saniye konuşmadı. Gülfem’in hıçkırıklarını her duyduğunda nasıl bir cenderenin içine düştüğünün daha da farkına varıyordu.

“Gelecek misin benimle Fuat?”

Fuat tedirgin ses tonuyla cevap verdi.

“Geleceğim Gülfem.”

Gülfem aldığı cevapla bir nebze olsun rahatlamıştı ama içindeki şüphe bir türlü geçmiyordu.

“Tamam o zaman sabaha karşı herkes uyurken çıkacağım. Sen de üst sokakta bekle,göze batmayalım.”

Telefonu kapattıktan sonra banyoya gidip elini yüzünü yıkadı.

Yatağına geçip oturduğunda, ellerini önünde birleştirmiş, halının desenlerini inceliyordu.

Kapının çalmasıyla bakışlarını halıdan çekip,kapıya döndürdü.

Uygulamada reklamsız oku