MyStoryBölüm 4 / 8

Bölüm 4 / 8

Karar

YAZARIN ANLATIMI

Avluya saran kalabalık,ortamın gerginliğini yansıtıyordu.

Avluda tek bir kadın kalmamıştı.

Kızlar yukarı odaya çıkmışlar,erkekler ise her an bir olay çıkmasına karşın tetikte bekliyorlardı.

Halis ağa her zamanki gibi mantığıyla hareket etmiş,işine yarayacak aşiret ağalarını konağa çağırmıştı.

Saatler içinde ortalık yangın yerine dönmüştü.

Gelen arabaların haddi hesabı yoktu.

Demirhanlı aşireti isteme günü kaçırılan kardeşinin hesabını soracaktı.

Taş üstünde taş kalmayacaktı…

Aslan ağanın Kozlu konağına geliş amacı buydu. Konağın önünde tozu dumana katarak dizilen arabaların en önde olanının içinden Aslan ağa tüm heybetiyle indi.

Koca aşiretten değil de, Aslan ağanın hiddetinden korkardı Kozlu aşireti.

Avlunun ortasına dikilmiş, “burayı dağıtmaya geldim” havasıyla bakıyordu.

Bakışları Cihan’ın gözlerini buldu direk.

“Berfin nerede!!!”

Cihan bir adım geri atmadan, Aslan’ın gözlerine bakarak cevap verdi.

“Olması gereken yerde Aslan ağa!”

Aslan’ın çenesi kasıldı. Yumruk yaptığı elini daha da sıktı. Göz bebekleri öfkeden titriyordu.

“Çağırın gelsin! “

Parmağını Cihan’ın üzerine doğru sallayarak devam etti.

“Berfin benimle gelecek! Senin hesabını da ayrı keseceğim Cihan Kozlu!”

Halis ağa kendinden emin duruşuyla bir adım daha öne çıktı. Cihan’ın cevap vermesine fırsat vermeden araya girdi.

“Aslan ağa! Hele bir sakin olasın… Berfin artık bu evin gelinidir. Oğlum yapmış bir hata ama… Bize de üzerimize düşeni yapmak yakışır.”

Aslan’ın sinirden yüzündeki kaslar seğirmeye başlamıştı. Halis ağa konuştukça öfkesi artıyordu.

“Ne demek gelini lan! Daha bu akşam kızı istemeye geleceklerdi! Aklımla mı oynuyorsunuz siz!”

“Berfiiin!!!!”

O sırada odada korkuyla oturan kızlar, Aslan ağanın kükremesiyle yerinden sıçradı.

Camdan avluyu görmeye çalışan Hazal bile korkuyla irkilip,camı hızla kapattı.

Avluda ise Cihan bir adım daha atarak Aslan ile aralarındaki mesafeyi kapattı.

“Aslan ağa… Öfkenin hiç kimseye faydası yok! Berfin gelemez… O hamiledir”

Son kelimesiyle avluda gergin bir sessizlik oluştu. Aslan’ın amcası Mehmet ve amca oğlu Miran şokla birbirlerine baktılar.

Aslan ise hiç düşünmeden silahını çekip, Cihan’ın şakağına dayadığı an;iki tarafında korumaları silahlarına davrandı.

“Ne dedin sen?!”

Cihan’ı saran korku yüzünden okunuyordu ancak emin olduğu bir gerçek vardı.

Kız kardeşini kurban edecekti. Çoktan plan yapılmıştı.. Konakta toplanan tüm aşiret ağalarının da desteği arkasındaydı.

“Hamiledir. Karnımda çocuğumu taşıyor. Nikahımız da kıyıldı. Artık onu götüremezsin”

Cihan’ı babası Halis de desteklemiş, Aslan’ın bam teline iyice basmışlardı.

“Kardeşine usulünce imam nikahı kıyılmıştır. O artık bu evin gelini, torunumun anasıdır. En kısa zamanda da resmi nikah kıyılacaktır.”

Aslan silahın emniyetini açtığı an,nefesler tutulmuş kimse ağzını açmaya cesaret edememişti.

“Bı kadar rahat konuştuğunuza göre birazdan geberip gideceğinizi de biliyorsunuzdur! Namusumuzu iki paralık edip,karşıma geçip nikah kıydık diyerek sıyrılabileceğinizi mi sanıyorsunuz?”

O sırada iki aşiretinde sevip saydığı Reşit ağa araya girdi.

Reşit ağa, Aslan’ın rahmetli babasıyla çok yakındı. Aslan da Reşit ağayı sever,saygı duyardı. Onun yeri Aslan’da hep farklı olmuştu.

“Aslan,oğlum sakin ol. Kardeşin hamile haliyle dul mu kalsın!”

Reşit ağa sakince bir iki adım atıp,konuşmaya devam etti.

“Oğlum… Dinle bak beni. Kan dökmek çözüm değildir,aksine yıllar boyu sürecek kan davasının başlamasına sebeptir”

Aslan göz ucuyla Reşit ağaya bakarken, ona karşı gelemeyeceğini çok iyi biliyordu.

Reşit ağa bu boşluğu yakalayıp, Aslan’ın silah tutan eline uzandı.

“İndir oğlum onu. Bilirim olanlar kolay hazmedilecek şeyler değildir ama… Olan olmuş. Gel bu işin olurunu konuşalım”

Aslan silahını daha sıkı tuttu. Onun kitabında bu yapılanların cezası ölümdü.

“Aslan, bu saatten sonra Cihan’ı öldürmen bir işe yaramaz. Reşit ağa haklı. Bacını karnındaki bebesiyle konakta da tutamazsın.”

Aslan amcası Mehmet’in sözleriyle daha da sinirlendi.

Aslan gözlerini sıkıca kapattı. İtibarı,namusu,otoritesi ayaklar altına alınmıştı. Düşündükçe karşısında duran adamı vurmamak için kendini zor tutuyordu.

Ona ihanet eden ikinci kişiydi Berfin. Üzerine titrediği,kol kanat gerdiği,babalarının yokluğunu bir gün bile hissettirmediği kardeşi.

“Namusumuza laf getiren bu şerefsizi sağ bırakmamı istiyorsunuz amca!! Bu kızı istemeye geldiler! Neler yaşandığını siz biliyorsunuz!”

O sıra Cihan, Aslan’ın gözündeki öfkenin hiddetinden ürküp, farkında bile olmadan bir kaç adım geri gitmişti.

Korkusunu bastırmaya çalışan Cihan söze girdi.

“Aslan ağa! Bende istemezdim böyle olsun! Gelip senden isteseydim verir miydin?

Aslan çenesini kırarcasına sıkarken, hiç düşünmeden silahı yere Cihan’ın ayaklarının dibine doğrultup sıkmasıyla avluda büyük bir patlama sesi yankılandı.

Silahı tekrar tukarı kaldırıp alnına hedef aldığı an, avluya büyük bir feryatla koşan Berfin’in sesi duyuldu.

“Abii! Yapma etme nolur! Cihan doğru söylüyor. Kalbime söz geçiremedim. Ayrı kalmayı çok denedik ama olmadı”

Diğer kızlar avluya çıkma cesaretinde bulunamamışlardır.

Gülfem her ne kadar çıkmak istese de Sultan ile Belkıs onu tutmuş içeride kalmalarını söylemişlerdi.

Aslan silahını anlık refleksle Berfin’e çevirdiğinde;Cihan hiç düşünmeden Berfin’in önüne geçmişti.

İş çığırından çıkıyordu. Aslan’ın deli öfkesini bildikleri için kan dökülmesi an meselesiydi.

Miran, temkinli bir şekilde kuzeni Aslana yaklaştı. Bakışları önce silaha sonra Aslan’ın yüzüne kaydı.

“Amcaoğlu. Ömür boyu vicdan azabı boynuna urgan gibi dolanır. Yapma. O senin bakmaya kıyamadığın kardeşin Berfin. Bir anlık öfkeyle kıyma ona.”

O an Aslan’ın yüzünde ince bir kırılma yaşandı. Herkesin anlayamayacağı ama Miran’ın çok iyi bildiği bir kırılma.

Aslan, Miran’a çok güvenirdi. Aralarındaki bağ çok başkaydı.

“Miran doğru söyler Aslan. İndir silahını adam akıllı konuşalım”

Mehmet amcasının sözlüyle sert bir nefes verip silahını indirdi. Aslan onları öldürmeyecekti… Aslan’ın planları bambaşkaydı.

Herkes yumuşadığını düşünürken,öfkesini farklı bir yöne çevirmişti.

Halis ağa vakit kaybetmeden konuştu.

“Geçin şöyle hele bir oturup konuşalım.”

Aslan yerinden kımıldamadı.

“Ne diyecekseniz diyin,sohbet etmeye gelmedik.”

Uygulamada reklamsız oku