Bölüm 3 / 79
Kaçamıyorsun
Duru gece boyunca yurda dönmeyi düşündü. Ama ne zaman çıkış kapısına yaklaşsa kampüsün başka bir köşesinden müzik yükseliyor, kalabalık yeniden hareketleniyor, Serra onu başka bir etkinliğe sürüklüyordu. Saat gece yarısını geçmişti. Şenlik alanının arka tarafındaki ışıklı yolda yürürken telefonuna baktı. Mesaj kutusunda yeni bir bildirim vardı. Bilinmeyen Numara: “Benden kaçıyorsun.” Duru durdu. Kaşları çatıldı. “Numaramı nereden buldun?”Cevap birkaç saniye içinde geldi. “İsteyince buluyorum.” Duru istemsizce etrafına baktı. Ve onu gördü. Karşı binanın balkonunda durmuştu. Elinde kahve bardağı vardı. Siyah kapüşonlusunun içinden ona bakıyordu. Atlas. Aralarında metreler vardı ama bakışları insanın tenine dokunuyormuş gibi hissettiriyordu. Telefon yeniden titredi. “Şimdi yine kaçacaksın.” Duru sinirle telefonu kilitledi. Tam yürümeye başlayacaktı ki Serra koluna yapıştı. “Dur! DJ performansı başlıyor.” “Ben dönüyorum.” “Hayır dönmüyorsun. Ayrıca biri seni bayağı fena takmış durumda.” Duru cevap vermedi.Çünkü Atlas çoktan merdivenlerden inmeye başlamıştı. Ve doğrudan ona doğru yürüyordu. Kalabalık istemsizce ikiye ayrılırken Atlas gözünü hiç kaçırmadı. İnsanlar ona sesleniyor, omzuna dokunuyor ama umurunda değildi. Sadece Duru’ya bakıyordu. “Telefonu neden kapattın?” “Normal insanlar gibi davranmayı deneyebilirsin.” “Normal davranınca ilgini çekmiyorum.” Duru ters ters baktı. “Hiç çekmiyorsun.” Atlas yaklaşınca Serra ortamın değiştiğini hissedip yavaşça geri çekildi. Artık neredeyse yalnızlardı. Yakındaki DJ sahnesinden yükselen bas sesleri ikisinin arasındaki sessizliği daha da yoğunlaştırıyordu. Atlas eğilip kulağına yaklaştı. “Az önce kıskandın.” Duru anında geri çekildi. “Saçmalama.” “Yüzün düştü.” “Çünkü egosu tavana değen erkeklerden hoşlanmıyorum.” Atlas hafifçe gülümsedi. “Yine de beni izliyorsun.” Duru cevap vermek yerine yürümeye başladı. Ama Atlas bu kez peşini bırakmadı. Şenliğin arka tarafındaki daha karanlık yola geldiklerinde kalabalığın sesi biraz uzaklaştı. Işıklar azalmıştı. Sadece ağaçların arasından gelen müzik yankılanıyordu. Duru sonunda durup arkasını döndü. “Ne istiyorsun?” Atlas birkaç saniye ona baktı. Sonra beklenmedik şekilde dürüst konuştu. “Bilmiyorum.” Bu cevap Duru’nun hazırlıklı olduğu bir şey değildi.Atlas bir adım daha yaklaştı. “Normalde biriyle ikinci kez konuşmak için uğraşmam.” “Neden şimdi uğraşıyorsun?” Atlas gözlerini dudaklarına indirdi. “Nedenini düşünmemeye çalışıyorum.” Duru’nun nefesi hafifçe değişti. Aralarındaki gerilim ilk kez bu kadar net hissediliyordu. Tam o sırada uzaktan havai fişek sesleri yükseldi. Gökyüzü kırmızı ışıklarla dolarken Atlas istemsizce Duru’nun beline dokundu. Bir saniyelik hareketti. Ama Duru’nun bütün vücudu gerildi. Atlas bunu fark ettiği anda bakışları karardı. “Bana böyle bakmayı bırakırsan uzak durabilirim belki.” Duru’nun kalbi hızlandı. “Ben sana bakmıyorum.” Atlas hafifçe eğildi. “Şu an sadece bana bakıyorsun.” Ve tam o anda biri arkadan Atlas’a seslendi: “Demek gerçekten doğruymuş.” İkisi aynı anda arkasını döndü. Az önce Atlas’a sarılan sarışın kız birkaç metre ötede durmuş, Duru’ya küçümseyerek bakıyordu. Sonra dudaklarını kıvırıp tek cümle söyledi: “Atlas’ın yeni oyuncağı bu mu?”